Tarih Podcast'leri

Kamçılılar

Kamçılılar


Kırbaçlayıcılar

kırbaçlayıcılaron üçüncü ve sonraki yüzyıllarda gelişen fanatik ve sapkın bir mezhep. Kökenleri bir zamanlar, on üçüncü yüzyılın başlarında Kuzey İtalya şehirlerindeki Padovalı Aziz Anthony'nin misyonerlik çabalarına atfedilmiştir, ancak Lempp (Zeitschrift für Kirchengeschichte, XII, 435) bunun yersiz olduğunu göstermiştir. Bununla birlikte, her önemli hareketin, hem içinden çıktığı fikirde hem de doruk noktası olduğu belirli eylemlerde öncüleri vardır. Ve kuşkusuz, halka daha şiddetli tarikatların (Camaldoles, Cluniacs, Dominikliler gibi) çileci geleneği olarak tanıdık olan kendini kırbaçlama pratiği, fikir olarak aynı derecede tanıdık tövbe alaylarıyla bağlantılı olmalıydı. 13. yüzyılın ikinci yarısındaki büyük patlamanın yolunu hazırlamak için Mendicants tarafından 1233 civarında popüler hale getirildi. Perugia'daki Flagellants'ı ilk kez 1260'ta duyuyoruz. 1259'daki korkunç bela, İtalyan Devletleri'nde uzun süredir devam eden tiranlık ve anarşi, Flora'lı Joachim ve benzerlerinin Deccal ve dünyanın sonu ile ilgili kehanetleri, dindar halk arasında karışık bir umutsuzluk ve beklenti durumu yaratmıştı. orta ve alt sınıfların halkı. Sonra, Orta ve Kuzey İtalya'da hızla yayılan bir "Disciplinati di Gesu Cristo" kardeşliği örgütleyen ünlü Umbria münzevi Raniero Fasani ortaya çıktı. Kardeşlikler çeşitli yörelerde (Battuti, Scopatori, Verberatori, vb.) çeşitli isimlerle biliniyordu, ancak uygulamaları her yerde çok benzerdi. Bu zihinsel salgına her yaştan ve koşuldan aynı şekilde maruz kaldı. Din adamları ve meslekten olmayanlar, erkekler ve kadınlar, hatta hassas yaşların çocukları bile tüm dünyanın günahlarını telafi etmek için kendilerini kırbaçladılar. Bazen 10.000'e varan büyük alaylar şehirlerden geçiyor, kendilerini dövüyor ve müminleri tövbeye çağırıyordu. Önlerinde din adamları tarafından taşınan haçlar ve pankartlarla kasabalarda yavaş yavaş yürüdüler. Beline kadar sıyrılmış ve yüzleri örtülü olarak, kan akana kadar kendilerini deri kayışlarla kamçıladılar, Mesih'in Tutkusu'nun ilahilerini ve ilahilerini söylediler, kiliselere girdiler ve sunakların önünde secde ettiler. Otuz üç buçuk gün boyunca bu kefaret, Mesih'in dünyadaki yaşam yıllarının şerefine, onu üstlenen herkes tarafından devam ettirildi. Ne çamur, ne kar, ne soğuk ne de sıcak bir engeldi. Alaylar 1260 boyunca İtalya'da devam etti ve o yılın sonunda Alpler'in ötesine Alsace, Bavyera, Bohemya ve Polonya'ya yayıldı. Bununla birlikte, 1261'de kilise ve sivil yetkililer, bu vesileyle arzu edilmeyen eğilimleri teolojik olmaktan ziyade siyasi olmasına rağmen, böyle bir salgın tehlikesine uyandılar. Ocak ayında papa tören alaylarını yasakladı ve meslekten olmayanlar birden hareketin arkasında hiçbir tür dini yaptırım olmadığını anladılar. Neredeyse başladığı kadar çabuk sona erdi ve bir süreliğine yok olmuş gibi görünüyordu. 1296'da Almanya'da gezici kırbaçların adı duyulur. Kuzey İtalya'da, daha sonra dövülen bir Dominikli olan Bergamo'lu Venturino, 1334'te kırbaç alaylarını canlandırmaya çalıştı ve yaklaşık 10.000 adama önderlik etti ve “Güvercinler”'i tasarladı. Roma olarak. Ama Romalılar tarafından kahkahalarla karşılandı ve yandaşları onu terk etti. Avignon'a papayı görmek için gitti, onun tarafından derhal manastırına gönderildi ve hareket çöktü.

1347'de Kara Ölüm Avrupa'yı kasıp kavurdu ve sonraki iki yıl boyunca Kıta'yı harap etti. 1348'de İtalya'da korkunç depremler meydana geldi. Kilise ve Devlette yaygın olan skandallar, halkın zihninde her şeyin sonunun geldiği hissini yoğunlaştırdı. Olağanüstü bir anda, Flagellants şirketleri yeniden ortaya çıktı ve hızla Macaristan ve İsviçre üzerinden Alpler'e yayıldı. 1349'da Flanders, Hollanda, Bohemya, Polonya ve Danimarka'ya ulaşmışlardı. O yılın eylül ayına kadar İngiltere'ye gelmişlerdi, ancak burada çok az başarı ile karşılaştılar. İngilizler, fanatikleri sessiz bir ilgiyle izlediler, hatta acımalarını ve bazen bağlılıklarına hayran olduklarını ifade ettiler, ancak kimse onlara katılmaya ikna edilemedi ve proselitizm girişimi tamamen başarısız oldu. Bu arada İtalya'da, halkın mizacına uygun olarak, çok kapsamlı, çok kendinden geçmiş, ancak dini konularda çok gerçekçi ve pratik hareket, topluluğun tüm sınıflarına hızla yayıldı. Yayılması, popülerler tarafından işaretlendi ve desteklendi. övgü, Mesih'in Tutkusu ve Meryem'in Acılarının halk şarkıları, onun ardından kefarete ve merhametin bedensel çalışmalarına adanmış sayısız kardeşlik ortaya çıkarken, Siena, Bologna, Gubbio'nun "Battuti"sinin hepsi kuruldu Case di DioAynı anda ibadet ve tövbe egzersizleri için toplanabilecekleri merkezler ve hasta ve yoksulların rahatladığı bakımevleri idi. Sapkınlığa yönelik eğilimler kısa sürede ortaya çıkmasına rağmen, aklı başında İtalyan inancı, büyümesine elverişsizdi. Cemaatler kendilerini kalıcı dini organizasyona uyarladılar ve pek azı günümüze kadar en azından hayır kurumları olarak devam etti. şarkılarının olduğu dikkat çekicidir. Laudesi alayları sırasında giderek daha fazla dramatik bir karakter kazanma eğilimindeydiler. Onlardan zamanla popüler gizem oyunu gelişti ve İtalyan tiyatrosunun başlangıcı buradan geldi.

Ancak, Flagellant hareketi Alpleri aşıp Cermen ülkelerine girer girmez, tüm doğası değişti. Bu fikir coşkuyla karşılandı, bir tören hızla geliştirildi ve neredeyse aynı hızla, kısa sürede sapkınlığa dönüşen özel bir doktrin. Flagellants, ciddi disiplin ve abartılı iddialarla organize bir mezhep haline geldi. Beyaz bir kıyafet giyerlerdi ve her birinin üzerinde kırmızı bir haç olan bir manto giyerlerdi, bu nedenle bazı kısımlarda 'Haç Kardeşliği' olarak anılırlardı. Kim bu kardeşliğe katılmak isterse, otuz üç buçuk gün orada kalmalı, örgütün 'Üstatlarına' itaat etmeye yemin etmeli, günde en az dört peni desteğine sahip olmalı, uzlaştırılmalıydı. tüm erkeklere ve evliyse karısının onayına sahip olmak. Flagellants'ın törenleri, tüm kuzey şehirlerinde hemen hemen aynı olmuş gibi görünüyor. Günde iki kez, yavaş yavaş halk meydanına veya ana kiliseye giderek ayakkabılarını çıkardılar, bellerine kadar soyundular ve geniş bir daire içinde secde ettiler. Duruşlarıyla, kefaretini ödemeyi düşündükleri günahların mahiyetini, katilin sırtüstü yattığını, zina edenin yüzünün üzerinde, yalan yere yalancının üç parmağını bir yanında kaldırdığını vs. gösteriyorlardı. Önce Efendi tarafından dövüldüler. 8221, daha sonra, önceden belirlenmiş bir biçimde ayağa kalkmaları için ciddiyetle emredildi, bir daire içinde durdular ve kendilerini şiddetle kırbaçladılar, kanlarının Mesih'in Kanına karıştığını ve kefaretlerinin tüm dünyayı yok olmaktan koruduğunu haykırdılar. Sonunda “Usta” cennetten bir melek tarafından Roma'daki St. Peter kilisesine getirildiği varsayılan bir mektubu okudu. Bu, insanlığın ağır günahlarına öfkelenen Mesih'in dünyayı yok etmekle tehdit ettiğini, ancak Kutsal Bakire'nin şefaatinde, kardeşliğe otuz üç buçuk gün boyunca katılacak olan herkesin kurtulmasını emrettiğini belirtti. . Flagellants'ın kamuoyunda yarattığı duygu şokunun ardından bu “mektup”'in okunması, halk arasında büyük heyecan uyandırdı. Eğitimlilerin protestolarına ve eleştirilerine rağmen binlerce kişi kardeşliğe kaydoldu. Önlerinde haçlar, ışıklar ve pankartlarla büyük alaylar kasabadan kasabaya yürüdü. Üç-dört yan yana, düğümlü kırbaçlarını taşıyarak ve hüzünlü ilahilerini söyleyerek ağır ağır yürüdüler. Sayı arttıkça, liderlerin bahaneleri de gelişti. Kadınlarla tesadüfen karşılaşmaktan bile gülünç bir korku duydular ve Cuma günleri katı oruç tutmanın zorunlu olduğu konusunda ısrar ettiler. Sakramentlerin gerekliliği ve hatta arzu edilirliği konusunda şüpheler uyandırdılar ve hatta birbirlerini aklamak, kötü ruhları kovmak ve mucizeler yaratmak gibi davrandılar. Olağan dini yargı yetkisinin askıya alındığını ve haclarının otuz üç buçuk yıl devam edeceğini iddia ettiler. Kuşkusuz içlerinden pek azı Katolik Kilisesi'ne kalıcı bir rakip kurmayı umuyordu, ancak çok geçmeden yetkililer harekete geçti ve tüm hareketi bastırmaya çalıştı. Çünkü Almanya ve Hollanda'da bu şekilde büyürken, Fransa'ya da girmişti.

İlk başta bu fatuus novus ayinleri iyi karşılandı. Daha 1348 gibi erken bir tarihte Papa VI. Clement, vebaya karşı yalvarma amacıyla Avignon'da benzer bir alaya izin vermişti. Ancak kısa süre sonra, özellikle Güney Fransa'nın çalkantılı halkları arasında Flagellants'ın hızla yayılması ve sapkın eğilimleri yetkilileri alarma geçirdi. Büyük Dominikli St. Vincent Ferrer de on dördüncü yüzyıl Üniversitesi'nin ricasıyla bu tövbekâr bağlılığı İspanya'nın kuzeyine yaydı ve adanmışlardan oluşan kalabalıklar onun misyoner haclarında Fransa, İspanya ve Kuzey'den geçerek onu takip etti. İtalya.

Aslında, 1349'un büyük patlaması, belki de benzer fanatizmlerden daha yaygın ve daha ürkütücü olsa da, 1260'tan on beşinci yüzyılın sonuna kadar düzensiz aralıklarla bir dizi popüler ayaklanmadan biriydi. Bu hareketlerin yaratıcı nedeni her zaman yozlaşma korkusunun, büyük tövbekarların kahramanca kefaretlerini taklit etme arzusunun, kıyamet vizyonunun, Kilise ve Devlette hüküm süren yozlaşmaya karşı umutsuzluğun belirsiz bir karışımıydı. Bütün bunlar, Orta Avrupa'nın çok denenmiş halkının zihninde için için için yanıyor. Birikmiş Paris gibi, Papa, dikkatli bir soruşturmadan sonra, hareketi kınadı ve Fransa, Almanya, Polonya'nın tüm piskoposlarına gönderilen 20 Ekim 1349 tarihli mektuplarla hareketi kınadı ve alayı yasakladı. İsveç ve İngiltere. Bu mahkûmiyet, kamuoyunun doğal bir tepkisiyle aynı zamana denk geldi ve Flagellants, yerleşik tüm kamu düzeni için güçlü bir tehdit olmaktan çıkıp, kendilerini avlanan ve hızla azalan bir tarikat olarak buldular. Ancak, her ne kadar şiddetli bir şekilde kırılmış olsa da, Flagellant eğilimi hiçbir şekilde ortadan kaldırılmadı. Almanya'da, yaklaşık 1360'ta, kendisine Enoch adını veren ve tüm dini otoritenin feshedildiğini veya daha doğrusu kendisine devredildiğini iddia eden bir Konrad Schmid ortaya çıktı. Binlerce genç ona katıldı ve propagandasını Engizisyon'un sert önlemlerinin bastırılmasıyla sonuçlandığı 1369'a kadar sürdürebildi. Yine de, 1414'te Erfurt'ta, 1446'da Nordhausen'de, 1453'te Sangerhausen'de, hatta 1481'de Halberstadt'ta bile Flagellant'ların yargılanmalarını ve kınamalarını duyuyoruz. Yine “Albati” veya “Bianchi”'nin Provence'ta 1399'da, kendilerini dövdükleri ve “Sabat Mater“'yi zikrettikleri dokuz günlük tören alaylarıyla duyulur. Küçük bir hükümdarın tiranlığının sonunda, büyük bir vebanın dehşeti ya da bir aziz çilecinin ateşli vaazı, tüm Hıristiyanlığı alevler içinde bırakacak. İtki, ateş gibi insanların içinden geçti ve ateş gibi söndü, ancak burada ve orada yeniden patlak verdi. Her salgının başlangıcında, etkiler genellikle iyiydi. Düşmanlar uzlaştırıldı, borçlar ödendi, mahkumlar serbest bırakıldı, haksız kazanılan mallar iade edildi. Ama bu sadece canlanmaydı ve her zaman olduğu gibi tepki, önceki durgunluktan daha kötüydü. Bazen hareketin siyasi amaçlar için kötüye kullanıldığından şüpheleniliyordu, daha sıklıkla duygusal dindarlığın sapkınlığa dönüşme ölümcül eğilimini örneklendirdi. Flagellant hareketi, Orta Çağ'ın sonunu etkileyen çılgınlıklardan sadece biriydi, diğerleri ise dans çılgınlığı, 1349'da Flagellant alaylarının teşvik ettiği Yahudileri kandırma öfkeleri, çocuk-haçlı seferleri ve benzerleriydi. Ve, yayıldığı halkların mizacına göre, hareket bir isyan ve fantastik bir sapkınlık, kısa sürede dindar uygulamalara ve iyi işlere yerleşen bir adanmışlık acelesi ya da sadece insanların merakını ya da acımasını uyandıran bir gösteri haline geldi. izleyiciler.

15. yüzyıldan sonra tehlikeli bir sapkınlık olarak Flagellant'ların adının duyulmamasına rağmen, uygulamaları oldukça ortodoks bir kamusal kefaret aracı olarak tekrar tekrar canlandırıldı. Fransa'da, on altıncı yüzyılda Beyaz, Siyah, Gri ve Mavi Kardeşlikleri duyuyoruz. 1574'te Avignon'da, Catherine de' Medici, Kara Tövbekarların bir alayını yönetti. 1583'te Paris'te Kral III. Henry, “Blanes Battus de l’Annociation”'in hamisi oldu. O yılın Kutsal Perşembe günü, Augustinusçulardan Notre-Dame'a, krallığın tüm büyük ileri gelenlerinin kendisiyle birlikte katılmak zorunda olduğu büyük bir geçit töreni düzenledi. Bununla birlikte, her şeyi bir şaka olarak gören Parislilerin kahkahaları, kralı himayesini geri çekmeye mecbur etti. On yedinci yüzyılın başlarında, bu kardeşlikler arasında ortaya çıkan skandallar, Paris Parlamentosu'nun onları bastırmasına neden oldu ve yasanın, Galyalıların ve şüphecilerin birleşik saldırıları altında, uygulama kısa sürede ortadan kalktı. On yedinci ve on sekizinci yüzyıllar boyunca, Avusturya ve Hollanda'daki ve ayrıca müjdeledikleri uzak ülkelerdeki Cizvitler tarafından kamçılı alaylar ve kendini kırbaçlama teşvik edildi. Hindistan, İran, Japonya, Filipinler, Meksika ve Güney Amerika Devletleri, Orta ve Güney Amerika'da bugüne kadar bile devam eden Flagellant alayları vardı ve Papa Leo XIII tarafından düzenlenip kısıtlandı. Genel olarak İtalya'da ve Tirol'de, Roma'da on dokuzuncu yüzyılın ilk yıllarına kadar devam eden benzer alaylar, 1870'e kadar Cizvit kiliselerinde gerçekleşti, daha sonra Toskana ve Sicilya'nın bazı bölgelerinde gerçekleşti. Bununla birlikte, her zaman, bu daha sonraki Flagellant alayları, dini otoritenin kontrolü altında gerçekleşti ve hiçbir şekilde daha sonraki Orta Çağların sapkın salgını ile bağlantılı olmamalıdır.


İçindekiler

Flagellation (Latince'den kırbaç, kırbaçlamak) antik çağ boyunca daha hararetli bir şekilde dindarlar arasında oldukça yaygın bir uygulamaydı.

Hıristiyanlık, kendini inkar etmekten, kıllı gömlek ve zincir takmaktan, oruç tutmaktan ve disiplini kullanarak kendini kırbaçlamaya kadar uzanan, etin aşağılanması doktrinini çevreleyen kalıcı bir gelenek oluşturmuştur. [2] Kendini kırbaçlama uygulayanlar, St. Paul'ün İncil'deki “bedenimi cezalandırıyorum” ifadesinin, kendi kendine bedensel kırbaçlamaya atıfta bulunduğunu iddia ederler (1 Korintliler 9:27). [3] Kendini kırbaçlamayı uygulayan önde gelen Hıristiyanlar var. Protestan Reformcu Martin Luther, bedeni küçük düşürmenin bir yolu olarak düzenli olarak kendini kırbaçlamayı uyguladı. [4] Aynı şekilde, Cemaatçi yazar Sarah Osborn da "ona devam eden günahını, ahlaksızlığını ve Tanrı'nın gözündeki alçaklığını hatırlatmak" için kendini kırbaçlama uyguladı. [5] Anglikan Cemaati içindeki Tractarian hareketin üyeleri için bir disiplin kullanarak kendini kırbaçlama uygulaması "oldukça yaygın" hale geldi. [6]

Tarihsel olarak konuşursak, 11. yüzyılda, Roma Katolik geleneğinde bir Benediktin Hıristiyan keşişi olan Peter Damian, maneviyatın kendisini fiziksel disiplinde göstermesi gerektiğini öğretti ve Mesih'i takip etmeye çalışanları, kendi kendini kırbaçlama uygulamaları için uyardı. bir kişiyi kırk Mezmur okumaya götürür, Hıristiyan kalendarının kutsal günlerinde kırbaç sayısını artırır. [7] Damian için, yalnızca Mesih'in acılarına ortak olanlar kurtulabilirdi. [7] [8] Hıristiyan tarihi boyunca, kişinin fiziksel zevkleri inkar ettiği etin aşağılanması, özellikle Hıristiyan manastırlarında ve manastırlarında din adamları tarafından yaygın olarak izlenmiştir. her mezmurla birlikte sırtına yüz kırbaç vurarak bir haftada birkaç kez. Flagellants'ın farkı, bu kendini aşağılamayı dindarlığın bir göstergesi olarak şehirlere ve diğer kamusal alanlara taşımaktı. [1]

Flagellantism, Katolik Kilisesi'ndeki tövbekarlardan oluşan bir 14. yüzyıl hareketiydi. Bir Hıristiyan hacı olarak başladı ve daha sonra Katolik Kilisesi tarafından sapkın olarak kınandı. Takipçiler, ayinlerine halka açık kırbaçlamayı dahil ettikleri için not edildi. Bu, Kara Ölüm veya Büyük Veba sırasında yaygın bir uygulamaydı.

14. yüzyılda yayıldı

Kaydedilen ilk olay, Orta İtalya'da Perugia'da, 1259'da, Avrupa'da ciddi mahsul hasarı ve kıtlıktan sonraki yıldı. Bu fenomen, Perugia'dan Kuzey İtalya'ya ve Avusturya'ya yayılmış gibi görünüyordu. Diğer olaylar 1296, 1333-34'te (Güvercinler), özellikle Kara Ölüm (1349) ve 1399'da kaydedilmiştir. Uygulama, Kara Ölüm sırasında zirveye ulaştı. 1349'da, İngiltere de dahil olmak üzere, Kuzey ve Orta Avrupa'da kendiliğinden Kırbaçlı gruplar ortaya çıktı. [9] Bununla birlikte, harekete olan coşku, ortaya çıktığı gibi aniden azaldı. Alaylarına sadece katılmanın günahları temizlediğini vaaz ettiklerinde, Papa hareketi Ocak 1261'de yasakladı.

Başlangıçta Katolik Kilisesi, Flagellant'lara ve ilk hareketlere katılan bireysel keşişler ve rahiplere hoşgörü gösterdi. 14. yüzyıla gelindiğinde, Kilise daha az hoşgörülüydü ve hareketin hızla yayılması endişe vericiydi. Clement VI onları 20 Ekim 1349 tarihli bir boğayla resmen kınadı ve Kilise liderlerine Flagellant'ları bastırmaları talimatını verdi. [10] Bu konum 1372'de Flagellants'ı diğer sapkın gruplarla, özellikle Beghards'la ilişkilendiren Gregory XI tarafından pekiştirildi [11] ve engizisyonculara onları ortadan kaldırmaları talimatını verdi. [12] Onlar, ayinlerin gerekliliğinden şüphe etmek, sıradan dini yargı yetkisini reddetmek ve mucizeler yarattığını iddia etmek gibi sapkınlıklarla suçlandılar. [13] 1392'de Swabia ve Würzburg'da köylülerden oluşan bir Flagellants ve Beghards mezhebi bulundu. [14] Papalık müfettişi, vaaz vermenin ve Osmanlı Türklerine karşı bir haçlı seferine katılmanın kefaretini empoze etti. [14]

Engizisyon, 15. yüzyılda hareketin yeniden canlanmasına karşı aktifti, ancak kırbaçlara karşı eylem genellikle yerel prensler tarafından yapıldı. 1414'te, Konrad Schmid'in 80-90 takipçisi, geri adım atmalarına rağmen Almanya'nın Thüringen kentinde yakıldı. [15] Thüringen'de de 1416'da bir günde üç yüz kişi yakıldı. [15] Sanıkların Flagellant olarak mahkûm edildiği diğer davalar 1480'lerde kaydedilmiştir. [16] Katolik Kilisesi sınırları içinde kırbaçlama uygulaması, kabul edilen bir kefaret biçimi olarak devam etti.

Catherine de 'Medici ve Fransa Kralı Henry III gibi yöneticiler Flagellants'ı desteklediler, ancak Henry IV onları yasakladı. gibi kamçılı siparişler Hermanos Penitentes (İspanyolca 'Penitential Brothers') ayrıca, Kilise yetkililerinin özel emirlerine karşı bile, sömürge İspanyol Amerika'sında ortaya çıktı.

İtalya'da Düzenle

İlk kaydedilen kitlesel popüler kırbaçlanma vakaları, 1259'da Perugia'da meydana geldi. Perugia olayının ana nedeni belirsizdir, ancak bir salgın salgını takip etmiştir ve tarihçiler, maninin neredeyse tüm şehir halkına nasıl yayıldığını bildirmektedir. Binlerce vatandaş büyük bir tören alayı içinde şarkı söyleyerek, haçlar ve pankartlarla şehrin her yerinde kendilerini kırbaçlayarak yürüdüler. Yürüyüşçülere sürpriz hayırseverlik ve tövbe eylemlerinin eşlik ettiği bildiriliyor. Ancak bir tarihçi, kamçıya katılmayan herkesin şeytanla işbirliği yapmakla suçlandığını kaydetti. Kendilerine muhalif olan Yahudileri ve rahipleri de öldürdüler. Marvin Harris [17] onları Gioacchino da Fiore'nin Mesih vaazına bağlar.

Benzer alaylar Kuzey İtalya'da gerçekleşti ve Modena, Bologna, Reggio ve Parma'da 10.000'e varan güçlü işleme gruplarıyla. Bazı şehir yetkilileri, Flagellant alaylarının girişini reddetmesine rağmen.

Benzer bir hareket 1399'da yine Kuzey İtalya'da Beyaz Tövbekarlar ya da Bianchi hareket. Bu ayaklanmanın bir vizyon gören bir köylü tarafından başlatıldığı söylenir. Hareket olarak tanındı övgü onların sürekli ilahi şarkılarından. Zirvede, 15.000'den fazla taraftardan oluşan bir grup Modena'da toplandı ve Roma'ya yürüdü, ancak liderlerinden biri Boniface IX'un emriyle tehlikede yakıldığında hareket hızla azaldı.

Almanya'da Düzenle

Alman ve Aşağı Ülkeler hareketi, Haç Kardeşleri, özellikle iyi belgelenmiştir - beyaz cüppeler giydiler ve 33,5 günlük kefaret kampanyalarında (her gün İsa'nın dünyevi yaşamının bir yılına atıfta bulunuldu) Almanya'da yürüdüler, sadece herhangi birinde durdular. bir günden fazla olmayan bir yer. Kamplarını kasabaların yakınındaki tarlalarda kurdular ve günde iki kez ayinlerini yaptılar. Ritüel, bir melek tarafından teslim edildiği iddia edilen ve Flagellant'ların faaliyetlerini haklı çıkaran bir mektubun okunmasıyla başladı. Daha sonra, müritler dizlerinin üzerine çöker ve günahlarını belirtmek için serbest elleriyle işaretler yaparak ve kendilerini ritmik olarak bilinen şarkılara vurarak kendilerini kamçılardı. Geisslerlieder, kan akana kadar. Bazen kan paçavralara batırılır ve kutsal bir kalıntı gibi muamele görürdü. Başlangıçta üyelerin, eşlerinden katılmak için izin almaları ve yemeklerini ödeyebileceklerini kanıtlamaları gerekiyordu. Ancak, bazı kasabalar, bazen Flagellants'ın henüz ortaya çıkmadığı kasabalara veba getirdiğini fark etmeye başladı. Bu nedenle, daha sonra girişleri reddedildi. Artan fiziksel kefaretle karşılık verdiler. [ kaynak belirtilmeli ]

Hıristiyanlık Düzenle

Roma Katolikliği Düzenle

Kapşonlu Flagellants'ın modern alayı, çoğunlukla İspanya, İtalya ve bazı eski kolonilerde, genellikle her yıl Lent sırasında çeşitli Akdeniz Hıristiyan ülkelerinin bir özelliğidir. Ayrıca Kutsal Hafta boyunca Filipinler'de meydana gelirler. Örneğin, İtalya'nın Campania kentindeki Guardia Sanframondi komününde bu tür geçit törenleri yedi yılda bir düzenlenir. İtalya'da Flagellant hareketinin üyeleri çağrıldı. disiplin, süre övgü Hiçbir zaman kırbaçlama yapmadılar, ancak şarkı söylemek için kendi şapellerinde bir araya geldiler övgü (canticles) Kutsal Bakire'nin onuruna, ancak yavaş yavaş dramatik bir biçim alan ve olarak bilinen teatral bir biçime dönüşen rappresentazioni kutsal. Vattasso tarafından düzenlenmiş 14. yüzyılın Roma lehçesinde bir oyun (Studi e Testi, no. 4, s. 53), açıkça lauda başlığını taşır.

Filipinler'deki bazı Roma Katolikleri, bazen kendini çarmıha germeye ek olarak, dindar bir ibadet biçimi olarak kamçılama uygularlar. [18] [19]

Los hermanos penitentes Düzenle

İngilizce'de "tövbekar kardeşler". Bu, Colorado ve New Mexico'daki Hispanik Roma Katolikleri arasında yarı gizli bir kırbaç topluluğudur. [20]

Diğer dinler Düzenle

Bazı Şiiler arasında (Hüseyin ibn Ali AS'nin şehadetini anmak) fiili kırbaçlama da dahil olmak üzere, Hıristiyan olmayan geleneklerde ilgisiz uygulamalar mevcuttur.


ALMANYA: FLAGELLANTS VE YAHUDİLERİN ZULÜMÜ

1350'ye gelindiğinde, Fransa'daki veba sona ermişti ya da en azından sapkınlığa karşı bazı yasaları sıkılaştırmak için Paris'te bir Konsey toplanmasını mümkün kılacak kadar hafiflemişti. Ama bu arada doğuya, Almanya'ya doğru hareket etmişti. Böylece Orta Avrupa iki taraftan saldırıya uğradı ya da, eğer olası görünüyorsa, Kara Ölüm de Balkanlar üzerinden, aşağı yukarı aynı anda üç taraftan da kara yoluyla ilerledi. Haziran 1348'e gelindiğinde, Tirol Alplerini çoktan aşmıştı ve Bavyera'da iş başındaydı, yılın sonunda Moselle vadisine tırmandı ve Kuzey Almanya'yı yiyordu. 1

Kasım 1348'de ulaştığı Steiermark'ta özellikle vahşi görünüyor. Neuburg Chronicle'a göre 2 vahşi hayvanlar bile onun yağmalarından dehşete düştü. &lsquoErkekler ve kadınlar, ümitsizliğe kapılarak, kimsenin gelecek kaygısı taşımadığı için, tarlalarda başıboş bırakılmış deli ve cehennem sığırları gibi ortalıkta dolaşıyorlardı. Koyunlara saldırmak için dağlardan inen kurtlar, daha önce hiç duyulmamış bir şekilde hareket ettiler. Görünmez bir uyarıdan korkmuşçasına dönüp vahşi doğaya kaçtılar.&rsquo Günther Von Schwarzburg'un 1349 yazında öldüğü Frankfurt-am-Main'de yetmiş iki günde iki bin insan telef oldu. 3 Aralık 1349'da ilk vaka Köln'de kaydedildi. Mainz'de altı bin, Münster'de on bir bin, Erfurt'ta on iki bin kişi öldü. 4 Bremen'de yalnızca dört mahallede yaklaşık yedi bin kişi öldü.

Viyana, ilkbahardan 1349 sonbaharının sonlarına kadar ziyaret edildi. Sticker, her gün beş ila altı yüz kişinin öldüğünü, bir günde dokuz yüz altmış kişinin öldüğünü yazdı. Bir kayıt, nüfusun üçüncü bir bölümünün yok edildiğini söylüyor 5 sadece üçte biri hayatta kaldı diyor bir diğeri. 6 Nüfus vebayı şu şekilde tanımladı: Haşere Jungfrau bir kurbanı enfekte etmek için elini kaldırması yeterliydi. Havada mavi bir alev şeklinde uçtu ve bu kılıkta ölülerin ağzından çıktığı görüldü. 7 Litvanya efsanesinde, aynı vebalı kız, sakinlerine bulaştırmak için bir evin kapısından veya penceresinden kırmızı bir eşarp salladı. Cesur bir beyefendi bilerek evinin bir penceresini açtı ve kılıcını çekmiş, bakire gelene kadar bekledi. Eşarbı takarken elini kesti. O öldü, ancak köyün geri kalanı yara almadan kurtuldu ve eşarp yerel kilisede bir kalıntı olarak uzun süre korundu. 8 Bazı bölgelerde veba zehrinin bir ateş topu olarak indiğine inanılıyordu. Böyle bir top, neyse ki Viyana'nın üzerinde süzülürken fark edildi ve oradan geçen bir piskopos tarafından kovuldu. Zararsız bir şekilde yere düştü ve şehrin savunma sisteminin bu eşsiz zaferini anmak için Madonna'nın taştan bir heykeli dikildi.

Günlük dehşetlerin detayları İtalya ve Fransa şehirlerindekilere çok benziyor ve tekrar uğraşmaya gerek yok. Bir fark noktası, salgın sırasında ölen kilise adamlarının anormal derecede fazla olmasıdır. Gerçekten de veba, Alman din adamlarının üzerine olağanüstü bir şiddetle düştü, çünkü başka bir açıklamanın yokluğunda, görevlerini yerine getirirken daha büyük bir metanet olduğu varsayılmalıdır. Conrad Eubel, hesaplamalarını neredeyse tamamen Alman kaynaklarına dayandırarak, 9 yüksek din adamlarının en az yüzde otuz beşinin bu dönemde öldüğünü göstermektedir. Rakam, cemaat rahipleriyle ilgili olsaydı olağanüstü yüksek olmayacaktı, ancak normalde temkinli ve iyi korunan üstleri için geçerli olduğunda şaşırtıcı hale geliyor. Ancak keşişler söz konusu olduğunda, saflarının incelmesine yol açan şeyin yalnızca göreve bağlılık olmadığı görülüyor. felix fabri 10 Swabia'da birçok dini evin terk edildiğini söylüyor: &lsquoÇünkü hayatta kalanlar manastırlarda değil şehirlerdeydi ve dünyevi yaşam biçimlerine alıştıkları için hızla kötüden daha kötüye gittiler&rsquo Auwa rahiplerinin bir bedende Ulm'a taşındılar ve burada manastırın hazinesini isyankar bir yaşamda dağıttılar.

Bu nedenle, çeşitli nedenlerle, Alman Kilisesi 1349 ve 1350'de kendisini personel sıkıntısı içinde buldu. Sonuçlardan biri, çoğul yardımlarda keskin bir artış oldu. Bir bölgede, 1345 ile 1347 arasında, on üç adam tarafından otuz dokuz yardım yapıldı. 1350-1352 arasında bu, on iki adamın elinde elli yedi lütuf haline gelmişti. Bir diğeri, birçok manastırın ve bölge kilisesinin kapatılmasıydı, üçte biri genç ve genellikle kötü eğitimli ve eğitimsiz din adamlarının kitlesel koordinasyonuydu. Bu faktörlerin bir toplamı olarak, Kara Ölüm'den sonra Alman Kilisesi birkaç yıl öncesine göre sayısal olarak daha zayıf, daha kötü yönetildi ve daha kötü insanlıydı: sorumluluklarını cesurca yerine getirerek maruz kaldığı kayıpların şanssız bir sonucu. Terör sırasında aldığı pek çok iyilik, manevi ve örgütsel zayıflığının daha büyük finansal refahla eşleşmesini sağladı; bu feci bir kombinasyon, kilisenin daha önce sevildiği, saygı duyulduğu veya en azından kabul edildiği yerde hor görülmesine ve nefret edilmesine yardımcı oldu. 1350'ye gelindiğinde Almanya'daki Kilise, herhangi bir enerjik reform hareketinin pek çok müttefik bulacağı ve muhalefeti zayıflatacağı kesin bir duruma indirgenmişti.

Almanya'nın şehirleri birer birer saldırıya uğradı. Her zaman olduğu gibi, firma istatistikleri çok az sayıdadır ve var oldukları yerlerde birbirleriyle bağdaştırmak genellikle zordur. reincke 11 Hamburg sakinlerinin yarısı ila üçte ikisinin öldüğünü ve Bremen'dekilerin yüzde yetmişinin, ancak Lübeck'teki ev sahiplerinin sadece dörtte birinin telef olduğu kaydediliyor. Çoğu ülke bölgesi ciddi şekilde etkilendi, ancak Bohemya neredeyse hiç dokunulmadı. Graus 12 bunun Bohemya'nın geleneksel ticaret yollarından uzaklığından kaynaklandığını, ancak 1380'deki çok daha hafif salgında bölgenin veba tarafından harap edildiğini ileri sürdü. Terimi mümkün olan en geniş anlamıyla Prusya, Bohemya ve Avusturya'yı kapsayacak şekilde kullanan Almanya'nın Fransa veya İtalya'dan daha az acı çektiğine dair bir izlenim kaldı, ancak böyle bir izlenim pek doğrulanamazdı. Bununla birlikte, Almanya'daki Kara Ölüm, en çarpıcı ve tatsız yan ürünlerinden ikisi için arka planı sağladığından, özellikle ilginçtir: Flagellant'ların hacları ve Yahudilere yapılan zulüm.

kamçı Hareketi, 13 Avrupa'nın büyük bir bölümünde yaşamı altüst etmesine ve bir zamanlar hükümetlerin güvenliğini tehdit etmesine rağmen, uzun vadede çok fazla bir şey ifade etmedi. Makul olarak, Kara Ölüm gibi çok geniş bir konuyu kapsayan bir kitapta, üzerinde düşünülmeyi hak etmediği iddia edilebilir. İstatistiksel olarak bu doğru olabilir. Ancak vizyonları ve batıl inançları, sefahatleri ve disiplinleri, idealizmleri ve vahşilikleri ile Flagellants, ezici ve açıklanamaz bir felaketle karşı karşıya kaldığında ortaçağ insanının zihnine benzersiz bir şekilde açıklayıcı bir içgörü sağlar. Avrupalıların yalnızca bir azınlığı, Flagellant'ların şiddetiyle tepki gösterdi, ancak bu azınlığı harekete geçiren dürtüler her yerde iş başındaydı. Daha sofistike olanlara, Flagellant'ların aşırılıkları daha ihtiyatlı olanlara tatsız, tehlikeli görünebilirdi. Ama hiç kimseye anlamsız ya da alakasız görünmüyorlardı ve en az hevesli olanlar tarafından bile çılgınlıklarında bir yöntem olduğu kanısındaydı. It is this, the fact that some element of the Flagellant lurked in the mind of every medieval man, which, more than the movement&rsquos curious nature and intrinsic drama, justifies its consideration in some detail.

Flagellation as a practice seems to be almost as old as man himself. Joseph McCabe has pursued the subject with loving detail through the ages: 14 from the Indians of Brazil who whipped themselves on their genitals at the time of the new moon through the Spartans who propitiated the fertility goddess with blood until finally he arrived at the thirteenth and fourteenth century &ndash the &lsquoGolden Age of Pious Flagellation&rsquo. Most of these exercises were clearly if unconsciously erotic in their nature. As such, they were far removed from the pilgrimages of the Brethren of the Cross. It would be rash to assert that the Flagellants of 1348 did not satisfy, by their self-inflicted torments, some twisted craving in their natures, but &lsquoerotic&rsquo, in its normal sense of awakening sexual appetites, is not a word which can properly be applied to their activities.

The practice of self-scourging as a means of mortifying the flesh seems to be first recorded in Europe in certain Italian monastic communities early in the eleventh century. As a group activity it was not known for another two hundred years. At this point, in the middle of the thirteenth century, a series of disasters convinced the Italians that God&rsquos anger had been called down on man as a punishment for his sins. The idea that he might be placated if a group of the godly drew together to protest their penitence and prove it by their deeds seems first to have occurred to a Perugian hermit called Raniero. The project was evidently judged successful, at any rate sufficiently so for the experiment to be repeated in 1334 and again a few years later, when the pilgrimage was led by &lsquoa virtuous and beautiful maid&rsquo. This last enterprise ran foul of the authorities and the maid was arrested and sentenced to be burnt at the stake. Either her virtue or her beauty, however, so far melted the hearts of her captors that she was reprieved and ultimately released.

The pilgrimage of 1260 drew its authority from a Heavenly Letter brought to earth by an angel which stated that God, incensed by man&rsquos failure to observe the Sabbath day, had scourged Christendom and would have destroyed the world altogether but for the intercession of the angels and the Virgin and the altogether becoming behaviour of the Flagellants. Divine grace would be forthcoming for all those who became members of the Brotherhood: anybody else, it was clear, was in imminent danger of hellfire. A second edition of this letter was issued in time for the Black Death by an angel who was said to have delivered it in the Church of St Peter in Jerusalem some time in 1343. 15 The text was identical with the first except for an extra paragraph specifically pointing out that the plague was the direct punishment of God and that the aim of the Flagellants was to induce God to relent.

The &lsquoBrotherhood of the Flagellants&rsquo or &lsquoBrethren of the Cross&rsquo as the movement was called in 1348, traditionally originated in Eastern Europe, headed, according to Nohl in a pleasant conceit for which he unfortunately fails to quote authority, by various &lsquogigantic women from Hungary&rsquo. 16 It is to be deplored that these heroic figures quickly faded from the scene. It was in Germany that the Flagellant movement really took root. It is hard to be sure whether this was the result of circumstances or of the nature of the inhabitants. Dr Lea suggests that the German people had had their religious sensibilities stirred by the papal interdict against Louis of Bavaria and the recent earthquakes. But, if such were the causes, there would have been quite as much reason to expect the outbreak in Italy, the original home of collective scourgings, deprived as it was of its Pope and in a mood of striking melancholia.

The actual mechanism of recruitment to the Brotherhood is still obscure but the appearance of the Flagellants on the march is well attested. 17 They moved in a long crocodile, two-by-two, usually in groups of two or three hundred but occasionally even more than a thousand strong. Men and women were segregated, the women taking their place towards the rear of the procession. At the head marched the group Master and two lieutenants carrying banners of purple velvet and cloth of gold. Except for occasional hymns the marchers were silent, their heads and faces hidden in cowls, their eyes fixed on the ground. They were dressed in sombre clothes with red crosses on back, front and cap.

Word would travel ahead and, at the news that the Brethren of the Cross were on the way, the bells of the churches would be set ringing and the townsfolk pour out to welcome them. The first move was to the church where they would chant their special litany. A few parish priests used to join in and try to share the limelight with the invaders, but most of them discreetly lay low until the Flagellants were on the move again. Only a handful were so high-principled or foolhardy as to deny the use of their church for the ceremony and these were usually given short shrift by the Brethren and by their own parishioners.

Sometimes the Flagellants would use the church for their own rites as well as for the litany but, provided there was a market place or other suitable site, they preferred to conduct their service in the open air. Here the real business of the day took place. A large circle was formed and the worshippers stripped to the waist, retaining only a linen cloth or skirt which stretched as far as their ankles. Their outer garments were piled up inside the circle and the sick of the village would congregate there in the hope of acquiring a little vicarious merit. On one occasion, at least, a dead child was laid within the magic circle &ndash presumably in the hope of regeneration. The Flagellants marched around the circle then, at a signal from the Master, threw themselves to the ground. The usual posture was that of one crucified but those with especial sins on their conscience adopted appropriate attitudes: an adulterer with his face to the ground, a perjurer on one side holding up three fingers. The Master moved among the recumbent bodies, thrashing those who had committed such crimes or who had offended in some way against the discipline of the Brotherhood.

Then came the collective flagellation. Each Brother carried a heavy scourge with three or four leather thongs, the thongs tipped with metal studs. With these they began rhythmically to beat their backs and breasts. Three of the Brethren acting as cheer-leaders, led the ceremonies from the centre of the circle while the Master walked among his flock, urging them to pray to God to have mercy on all sinners. Meanwhile the worshippers kept up the tempo and their spirits by chanting the Hymn of the Flagellants. The pace grew. The Brethren threw themselves to the ground, then rose again to continue the punishment threw themselves to the ground a second time and rose for a final orgy of self-scourging. Each man tried to outdo his neighbour in pious suffering, literally whipping himself into a frenzy in which pain had no reality. Around them the townsfolk quaked, sobbed and groaned in sympathy, encouraging the Brethren to still greater excesses.

Such scenes were repeated twice by day and once by night with a benefit performance when one of the Brethren died. If the details of the ceremonies are literally as recorded then such extra shows must have been far from exceptional. The public wanted blood and they seem to have got it. Henry of Herford 18 records: &lsquoEach scourge was a kind of stick from which three tails with large knots hung down. Through the knots were thrust iron spikes as sharp as needles which projected about the length of a grain of wheat or sometimes a little more. With such scourges they lashed themselves on their naked bodies so that they became swollen and blue, the blood ran down to the ground and bespattered the walls of the churches in which they scourged themselves. Occasionally they drove the spikes so deep into the flesh that they could only be pulled out by a second wrench.&rsquo

But though, gripped as they were by collective hysteria, it is easy to believe that they subjected their bodies to such an ordeal, it is impossible to accept that they could have repeated the dose two or three times a day for thirty-three days. The rules of the Brotherhood precluded bathing, washing or changes of clothing. With no antiseptics and in such grotesquely unhygienic conditions, the raw scars left by the spikes would quickly have become poisoned. The sufferings of the Brethren would have become intolerable and it seems highly unlikely that any Flagellant would have been physically capable of completing a pilgrimage. The modern reader is forced to the conclusion that, somewhere, there must have been a catch. Possibly the serious blood-letting was reserved for gala occasions, such as that witnessed by Henry of Herford. Possibly two or three victims were designated on each occasion to attract the limelight by the intensity of their sufferings. The Flagellants were not fakes but some measure of restraint there must have been.

Certainly there was little in their chanting intrinsically likely to lead to total self-abandonment. The celebrated Ancient Hymn of the Flagellants, even in the Latin or vernacular German, was a pitiful little dirge as remote from ecstatic excitement as a Women&rsquos Institute Choir&rsquos rendering of &lsquoAbide With Me&rsquo:


[Eye witnesses and the flagellants in the year 1349]

Deeply affected and often desperately afraid, many contemporaries recorded their observations and emotions. These reports--no matter how obviously subjective they sometimes were--provide valuable information about what happened during the plague pandemic of 1348-1350. Thus many of our fellow countrymen left behind a direct testimony: Bartholomew of Bruges, a canon in Andenne Gilles li Muisis, the abbot of Saint Martin in Tournai Ludovicus Sanctus of Beringen Simon de Couvin, a canon in Liège Jan van Boendale, an alderman's clerk in Antwerp John of Burgundy (also known as John of Mandeville), professor of medicine in Liège but also texts in Middle Dutch that were not known up to now, and therefore not published, such as the important thesis by Arent Schryver, licentiate in medicine (see next article) an account in verse in the Brabant Chronicle, as well as contemporary testimonies in a different language that have been translated into our language, such as that by John of Eschinden, Johannes de Rupescissa or Guy de Chauliac (who had had the plague himself). They describe the precautions, the causes (God, a comet, an eclipse of the sun, the polluted water, the planets, the air), the symptoms, the social groups most likely to be affected (the youth, the lower classes, the clergy), the high mortality, the problems of hygiene,the social and administrative chaos, the general panic, the flight of countless people. One of the most virulent reactions led to the emergence of the flagellant sect. They originated from Hungary and advanced in an unstoppable advance with a growing number of followers as far as our country, singing, praying, dancing and flaying themselves until they drew blood. We only recently discovered what they sang in Dutch: very recently, a unique roll of parchment was discovered that they carried in their processions, and that contains the text of their songs and a flagellant sermon. The existence of this valuable document and its contents are presented here for the first time.


Flagellation & the Flagellants. a History of the Rod in All Countries

Flagellation & the Flagellants. a History of the Rod in All Countries, The Rev. Wm. M. Cooper, B.A. [James Glass Bertram] (John Camden Hotten, London, n.d. [1870, from ads at end of book])
7 3/4″ X 5 1/2″, 544pp plus 32 pages of advertisements for “Very Important New Books”, hardbound with red cloth, gilt lettering and decorations, spine worn at top and bottom and lower front, Binder’s ticket on lower pastedown: “Bound by W. Bone and Son. 76 Fleet St. London E.C.”, front pastdown has cute bookplate asking the book be returned to Robert Day, front end-paper has armorial bookplate of Robert Day. Good condition, corners bumped, top and bottom of spine worn, back boards loose but holding.

Bertram was apprenticed to Tait’s Edinburgh Magazine and became managing clerk, before joining a company of strolling players. He returned to Edinburgh and set up as a bookseller and newsagent. In 1855 he was appointed the editor of the North Briton and in 1872 of the Glasgow News, leaving to become a freelance journalist two years later. He published “flagellation” pornography under the names “Revd William Cooper” and “Margaret Anson”. Illustrated throughout with a colored frontispiece. The bookplate is of Robert Day (1836_1914), an Irish antiquarian and photographer who collaborated with Franz Tieze in producing imitation Williamite, Jacobite and Irish Volunteer glassware. He was an important and well-travelled antiquarian collector. He was involved in his family’s extensive saddlery business together with a sports shop well known to Cork anglers.

Description

Flagellation & the Flagellants. a History of the Rod in All Countries, The Rev. Wm. M. Cooper, B.A. [James Glass Bertram] (John Camden Hotten, London, n.d. [1870, from ads at end of book])
7 3/4″ X 5 1/2″, 544pp plus 32 pages of advertisements for “Very Important New Books”, hardbound with red cloth, gilt lettering and decorations, spine worn at top and bottom and lower front, Binder’s ticket on lower pastedown: “Bound by W. Bone and Son. 76 Fleet St. London E.C.”, front pastdown has cute bookplate asking the book be returned to Robert Day, front end-paper has armorial bookplate of Robert Day. Good condition, corners bumped, top and bottom of spine worn, back boards loose but holding.

Bertram was apprenticed to Tait’s Edinburgh Magazine and became managing clerk, before joining a company of strolling players. He returned to Edinburgh and set up as a bookseller and newsagent. In 1855 he was appointed the editor of the North Briton and in 1872 of the Glasgow News, leaving to become a freelance journalist two years later. He published “flagellation” pornography under the names “Revd William Cooper” and “Margaret Anson”. Illustrated throughout with a colored frontispiece. The bookplate is of Robert Day (1836_1914), an Irish antiquarian and photographer who collaborated with Franz Tieze in producing imitation Williamite, Jacobite and Irish Volunteer glassware. He was an important and well-travelled antiquarian collector. He was involved in his family’s extensive saddlery business together with a sports shop well known to Cork anglers.


Flagellation & the Flagellants. a History of the Rod in All Countries

Flagellation & the Flagellants. a History of the Rod in All Countries, The Rev. Wm. M. Cooper, B.A. [James Glass Bertram] (John Camden Hotten, London, n.d. [1869] (first edition))
7 3/4″ X 5 1/2″, 544pp plus 16 pages of advertisements for “Very Important New Books”, hardbound with red cloth, gilt lettering and decorations, spine worn at top and bottom and lower front, Binder’s ticket on lower pastedown: “Bound by W. Bone and Son. 76 Fleet St. London E.C.”, front pastedown has original bookseller’s stamp “S. R. Gray Bookseller and Stationer, No. 38 state street”. Frontispiece slightly colored in blue.

Bertram was apprenticed to Tait’s Edinburgh Magazine and became managing clerk, before joining a company of strolling players. He returned to Edinburgh and set up as a bookseller and newsagent. In 1855 he was appointed the editor of the North Briton and in 1872 of the Glasgow News, leaving to become a freelance journalist two years later. He published “flagellation” pornography under the names “Revd William Cooper” and “Margaret Anson”. Illustrated throughout with a colored frontispiece. This particular book is unique in that we know where it was published, printed, bound, and first sold.

Description

Flagellation & the Flagellants. a History of the Rod in All Countries, The Rev. Wm. M. Cooper, B.A. [James Glass Bertram] (John Camden Hotten, London, n.d. [1869] (first edition))
7 3/4″ X 5 1/2″, 544pp plus 16 pages of advertisements for “Very Important New Books”, hardbound with red cloth, gilt lettering and decorations, spine worn at top and bottom and lower front, Binder’s ticket on lower pastedown: “Bound by W. Bone and Son. 76 Fleet St. London E.C.”, front pastedown has original bookseller’s stamp “S. R. Gray Bookseller and Stationer, No. 38 state street”. Frontispiece slightly colored in blue.

Bertram was apprenticed to Tait’s Edinburgh Magazine and became managing clerk, before joining a company of strolling players. He returned to Edinburgh and set up as a bookseller and newsagent. In 1855 he was appointed the editor of the North Briton and in 1872 of the Glasgow News, leaving to become a freelance journalist two years later. He published “flagellation” pornography under the names “Revd William Cooper” and “Margaret Anson”. Illustrated throughout with a colored frontispiece. This particular book is unique in that we know where it was published, printed, bound, and first sold.


Errors of the Flagellants

Does God want our blood? People who do not properly understand the full pardon offered by Christ's atonement may try to appease God by their own sufferings. Some attempt desperate remedies. This was the case with the flagellants, bands of men who flogged themselves publicly.

With the tide of monasticism came monks who whipped themselves or each other for their errors. One who was especially noted for this practice was Peter Damien, who hoped to suppress his lusts by scourging himself.

During a dreadful plague in 1259, common folk of Europe took up the idea. God was angry at the world. Something had to be done to turn away his wrath. Gangs of men gathered to flog themselves for their own sins and the sins of the world. Stripped to the waist they marched in processions, sometimes numbering ten thousand penitents, whipping themselves until they bled. When religious authorities opposed the movement, it died out in 1261, only to rear its head in uglier forms later.

When the black plague swept Europe, killing a quarter or more of the population, it brought terror. Bands of hysterical flagellants sprang up again. Among the errors taught by flagellants was that Christ was about to destroy the world but that the Virgin Mary had interceded and won a reprieve for any man who would join them for 33 days. As their blood flowed, they claimed it was mingling with Christ's blood to save the world and that their penitence would preserve the world from perishing. Many other manias also emerged during this period, such as uncontrollable dancing and Jew hunts.

The flagellants flourished into the fourteenth century. Following an outbreak of the whippings in France, the University of Paris appealed to the pope to suppress the heresy. On this day, October 20, 1349, after careful inquiry, Pope Clement VI sent letters to the bishops in Western Europe condemning the practice and teachings of the flagellants. Even this measure did not fully succeed. Groups of flagellants appeared again and again over the next century and a half. Public flagellation occurred in Italy until the nineteenth century and in Mexico, South America, the Philippines and other countries into the twentieth century.


The Return of the Flagellants

The lockdowns have disproportionately targeted fun. No house parties. No travel. Bowling, bars, Broadway, theater, amusement parks, all banned. Weddings, forget it. Restaurants, hotels, conventions, and even golf were all targeted by the lockdowners.

There is an ethos here. To beat the disease, you have to suffer. You have to eschew joy. You must sit at home and go out only for bare essentials. Even today, the great disease mitigator Andrew Cuomo, who already admitted in a phone call that the lockdowns were not science but fear, has warned New Yorkers not to travel outside the state except when absolutely necessary.

There is even a costume associated with the new national penance. It’s a long sweater dress, wool leggings, clompy sneakers, gloves, and the biggest face covering you can find. It’s not about safety. It’s about symbolizing your virtue, contrition, and allegiances.

The first time I saw this costume, which reminds me of women at a Taliban funeral, was back in mid-March. A hipster millennial, once living a carefree life, found new meaning in suffering for a cause, and quickly turned on anyone not dressed in dread while listening to the Dies Irae in one’s head.

What’s going on here? Surely this is not about the science. There is a moral drama at work, one that taps deeply into some spiritual impulse within people. It’s about the belief that bad things are happening to us because we have sinned. The clothing and the banning of fun are part of our acts of contrition and our penance for wrongdoing. Sounds crazy? Not so much. Otherwise, it is hard to explain. And this kind of response to disease is not unprecedented.

Eyewitness to History explains that the Flagellants were a religious movement that arose during the Black Death:

The Flagellants were religious zealots of the Middle Ages in Europe who demonstrated their religious fervor and sought atonement for their sins by vigorously whipping themselves in public displays of penance. This approach to achieving redemption was most popular during times of crisis. Prolonged plague, hunger, drought and other natural maladies would motivate thousands to resort to this extreme method of seeking relief. Despite condemnation by the Catholic Church, the movement gained strength and reached its greatest popularity during the onslaught of the Black Death that ravaged Europe in the mid-fourteenth century. Wearing white robes, large groups of the sect (many numbering in the thousands) roamed the countryside dragging crosses while whipping themselves into a religious frenzy.

Here is a firsthand account of the Flagellants in the 14th century by Sir Robert of Avesbury, as quoted from Norman Cohn’s classic work Pursuit of the Millennium:

In that same year of 1349, about Michaelmas (September, 29) over six hundred men came to London from Flanders, mostly of Zeeland and Holland origin. Sometimes at St Paul’s and sometimes at other points in the city they made two daily public appearances wearing cloths from the thighs to the ankles, but otherwise stripped bare. Each wore a cap marked with a red cross in front and behind.

Each had in his right hand a scourge with three tails. Each tail had a knot and through the middle of it there were sometimes sharp nails fixed. They marched naked in a file one behind the other and whipped themselves with these scourges on their naked and bleeding bodies.

Four of them would chant in their native tongue and, another four would chant in response like a litany. Thrice they would all cast themselves on the ground in this sort of procession, stretching out their hands like the arms of a cross. The singing would go on and, the one who was in the rear of those thus prostrate acting first, each of them in turn would step over the others and give one stroke with his scourge to the man lying under him.

This went on from the first to the last until each of them had observed the ritual to the full tale of those on the ground. Then each put on his customary garments and always wearing their caps and carrying their whips in their hands they retired to their lodgings. It is said that every night they performed the same penance.

The Catholic Encyclopedia explains the terrifying movement in more detail:

The Flagellants became an organized sect, with severe discipline and extravagant claims. They wore a white habit and mantle, on each of which was a red cross, whence in some parts they were called the “Brotherhood of the Cross”. Whosoever desired to join this brotherhood was bound to remain in it for thirty-three and a half days, to swear obedience to the “Masters” of the organization, to possess at least four pence a day for his support, to be reconciled to all men, and, if married, to have the sanction of his wife.

The ceremonial of the Flagellants seems to have been much the same in all the northern cities. Twice a day, proceeding slowly to the public square or to the principal church, they put off their shoes, stripped themselves to the waist and prostrated themselves in a large circle.

By their posture they indicated the nature of the sins they intended to expiate, the murderer lying on his back, the adulterer on his face, the perjurer on one side holding up three fingers, etc. First they were beaten by the “Master”, then, bidden solemnly in a prescribed form to rise, they stood in a circle and scourged themselves severely, crying out that their blood was mingled with the Blood of Christ and that their penance was preserving the whole world from perishing. At the end the “Master” read a letter which was supposed to have been brought by an angel from heaven to the church of St. Peter in Rome. This stated that Christ, angry at the grievous sins of mankind, had threatened to destroy the world, yet, at the intercession of the Blessed Virgin, had ordained that all who should join the brotherhood for thirty-three and a half days should be saved. The reading of this “letter,” following the shock to the emotions caused by the public penance of the Flagellants, aroused much excitement among the populace.

To reiterate, these people expected everyone else to celebrate them, for it was they who were keeping the world from falling apart completely. Their sacrifice was an act of benevolence to the rest of humankind, so how dare people show ingratitude! Even worse, the more people continued to live in revelry and fun, the more the Flagellants had to punish themselves. For this reason, they felt and showed disdain for anyone who declined to join their cause.

If you do not see the parallels here with what’s going on today, you haven’t been paying attention for 7 months. See, for example, the tremendous media hatred for Trump rallies. This also helps explain why the lockdowners celebrated the BLM protests but condemned the anti-lockdown protests. The former are seen as part of penance for sin whereas the latter are calls to persist in sin.

The Catholic Church, which has a long history of crushing nutty extremism within its ranks, was clear: this was a “dangerous heresy” the real epidemic, the Church opined, was not the disease but an “heretical epidemic.” None of it mattered: the movements grew and persisted for hundreds of years, proving yet again that once fear and irrationality take hold, it can take a very long time for rationality to return.

Ama bu nasıl olabilir? We are not a very religious people as we were in the Middle Ages. Where are the priests guiding the new Flagellants? What is the sin we are attempting to expiate? It doesn’t take that much imagination. The priests are the data scientists and media stars who have been calling for lockdowns and celebrating them now for most of 2020. And what is the sin? It doesn’t take that much imagination to extend this analysis: people voted for the wrong person to be president.

Maybe my theory here is wrong. Maybe there is something else going on. Maybe we are really talking about a general loss of meaning in life, a guilt that comes from prosperity, a desire on the part of many to turn lights of civilization off and wallow in suffering for a time to purge ourselves of the stain of vice. Whatever the answer to the question of why this is really happening, and that it has nothing to do with actual science, is an observation that seems incontrovertible.

In England in the 14th century, when the marauding Flagellants came to town, good members of the community found these people amusing and rather ridiculous, and otherwise they went about their lives, having fun and building a better and more prosperous society. Let those who desire to suffer be free to do so. As for the rest of us, let us get back to having good lives, including partaking in actual fun.


How to Print

To print a full, legible page of this article, follow the instructions below. Note: some browsers and operating systems behave differently.

  • Right click on the page image and select "Copy."
  • Open a new document in Word or in an image processing program (like Microsoft Word or Paint). To insert the image into the document, select "Paste".
  • Resize the image to fill the page, if necessary.
  • If the article has several pages, repeat these steps for each page.
  • Print the document, and then name and save it for future reference.

Also, we can make a photocopy of the microform record on your behalf and mail it to you for $15. See more about purchasing copies at the Society.


The Flagellants and Flagellation during the events of the black death - History bibliographies - in Harvard style

These are the sources and citations used to research The Flagellants and Flagellation during the events of the black death. This bibliography was generated on Cite This For Me on Wednesday, May 6, 2015

In-text: (2015)

Your Bibliography: 2015. [image] Available at: <http://www.beloit.edu/nuremberg/book/images/Miscellaneous/big/Burning%20of%20the%20Jews%202%20CCLVIIv.jpg> [Accessed 6 May 2015].

Flagellants Facts, information, pictures | Encyclopedia.com articles about flagellants

In-text: (flagellants Facts, information, pictures | Encyclopedia.com articles about flagellants, 2015)

Your Bibliography: Encyclopedia.com. 2015. flagellants Facts, information, pictures | Encyclopedia.com articles about flagellants. [online] Available at: <http://www.encyclopedia.com/topic/flagellants.aspx> [Accessed 6 May 2015].

The Flagellants Attempt to Repel the Black Death, 1349

In-text: (The Flagellants Attempt to Repel the Black Death, 1349, 2015)

Your Bibliography: Eyewitnesstohistory.com. 2015. The Flagellants Attempt to Repel the Black Death, 1349. [online] Available at: <http://www.eyewitnesstohistory.com/flagellants.htm> [Accessed 6 May 2015].

Frappell, S., Clyne, J., Searby, R., Leeds, M., Cummins, N., Cashman, L. and Meehan, M.

History 8 for NSW: The Ancient to the Modern World

2013 - Lucinda Joura

In-text: (Frappell et al., 2013)

Your Bibliography: Frappell, S., Clyne, J., Searby, R., Leeds, M., Cummins, N., Cashman, L. and Meehan, M., 2013. History 8 for NSW: The Ancient to the Modern World. 1st ed. Lucinda Joura, pp.310-311.

List of site sources >>>


Videoyu izle: PROTİSTLER KAMÇILILAR (Aralık 2021).