Tarih Podcast'leri

Pornografi Hakkı - Tarih

Pornografi Hakkı - Tarih

Müstehcenliğin Birinci Değişiklik tarafından korunup korunmadığı sorusu, geçtiğimiz yarım yüzyılda Yüksek Mahkemeyi rahatsız etmiştir. Roth / Amerika Birleşik Devletleri kararında, Samuel Roth, müstehcen kitaplar ve broşürler göndererek yasayı ihlal etmekten suçlu bulundu. Mahkemenin kararı müstehcenliği, kurtarıcı bir toplumsal değeri olmayan şey olarak tanımladı. Yargıç Brennan tarafından yazılan kararda şunlar belirtildi: “Malzemelerin müstehcen olup olmadığına dair test, ortalama bir insanın çağdaş toplum standartlarını uygulayıp uygulamadığı olmalıdır, bir bütün olarak ele alınan materyalin baskın teması, şehvetli ilgiye hitap ediyor.

1973 Miller-Kaliforniya davasında, Yüksek Mahkeme, tek bir devletin yerel standartlara dayalı materyalleri yasaklayabileceğine karar verdi. Bu açıkça belirsizdi ve çok sayıda ek davayla sonuçlandı. 1987'de Mahkeme, bir Illinois davasında standartların ulusal olması gerektiğine karar verdi.


Pornografi

Editörlerimiz, gönderdiklerinizi gözden geçirecek ve makalenin gözden geçirilip değiştirilmeyeceğine karar verecektir.

pornografi, cinsel heyecan yaratmayı amaçlayan kitaplarda, resimlerde, heykellerde, sinema filmlerinde ve diğer medyada cinsel davranışın temsili. Pornografi (yasadışı ve kınanmış malzeme) ile erotik (genel olarak hoşgörülü olan) arasındaki ayrım, büyük ölçüde özneldir ve değişen topluluk standartlarını yansıtır. Kelime pornografi, Yunancadan türetilmiş porno (“fahişe”) ve grafen (“yazmak”), başlangıçta fahişelerin hayatını tasvir eden herhangi bir sanat veya edebiyat eseri olarak tanımlandı.

Pornografinin tanımı sübjektif olduğu için, bir toplumda erotik ve hatta dini olarak kabul edilebilecek görüntülerin, bir başka toplumda pornografik olarak kınanabileceği bir pornografi tarihi tasarlamak neredeyse imkansızdır. Bu nedenle, 19. yüzyılda Hindistan'a giden Avrupalı ​​gezginler, Khajuraho gibi Hindu tapınaklarında cinsel temas ve ilişkinin pornografik temsillerini düşündükleri şeyler karşısında dehşete düştüler.görmek fotoğraf ) çoğu modern gözlemci muhtemelen farklı tepki verirdi. Pek çok çağdaş Müslüman toplum, benzer şekilde, Batı toplumlarında sakıncalı olmayan birçok sinema filmi ve televizyon programına “pornografi” etiketini uygulamaktadır. Bir klişeyi uyarlamak için, pornografi bakanın gözünde çok fazla.

Pek çok tarihsel toplumda, cinsel davranışın, genellikle dini bir bağlamda, açık sözlü tasvirleri yaygındı. Örneğin, antik Yunanistan ve Roma'da, şehvetli sahnelerin fallik tasvirleri ve tasvirleri yaygın olarak mevcuttu, ancak modern pornografinin sosyal veya psikolojik işlevleri gibi herhangi bir şeyi yerine getirmeleri pek olası değil.görmek fallizm). Modern bir kullanım, Romalı şair Ovid'in kitabı gibi bazı ünlü erotik el kitaplarında daha olası görünüyor. Ars amatör ( Aşk Sanatı), baştan çıkarma, entrika ve şehvetli uyarılma sanatı üzerine bir inceleme. 100 hikayeden bazıları DekameronOrtaçağ İtalyan şairi Giovanni Boccaccio'nun şehvetli doğaları vardır. Ortaçağ pornografisinin ana teması, keşişlerin ve diğer din adamlarının cinsel ahlaksızlığı (ve ikiyüzlülüğü) idi.

Japonya çok gelişmiş bir görsel erotik kültüre sahipti, ancak bu materyaller sosyal ana akımın o kadar çok parçasıydı ki birçoğu meşru olarak “pornografik” olarak tanımlanamazdı. Cinsel ilişkinin ayrıntılı tasvirleri - tıp uzmanları, fahişeler ve evli çiftler için cinsel eğitim sağlamak için tasarlanmış resimler - en az 17. yüzyıldan kalmadır. Makura-e (yastık resimleri) evli çiftlerin eğitiminin yanı sıra eğlence amaçlıdır. Açık erotik sanata olan bu ilgi Tokugawa döneminde (1603-1867), yeni renkli tahta baskı teknolojilerinin yaygın olarak şu şekilde tanımlanan erotik baskıların kolay üretimine ve dolaşımına izin verdiği zaman doruk noktasına ulaştı. shunga (“bahar resimleri” görmek fotoğraf ). Bu tür materyallerin hacmi 18. yüzyılda o kadar büyüktü ki, hükümet buna karşı resmi fermanlar çıkarmaya başladı ve ardından bazı tutuklamalar ve kovuşturmalar yapıldı. Bununla birlikte, Japon erotik sanatı gelişmeye devam etti ve Suzuki Harunobu gibi sanatçıların baskıları (C. 1725–70) o zamandan beri dünya çapında ün kazandı.

Avrupa'da da yeni teknolojiler (her şeyden önce matbaa), genellikle mizah ve romantizm öğelerini içeren ve eğlendirmek ve uyandırmak için yazılan pornografik eserlerin yaratılmasını teşvik etti. Bu eserlerin çoğu, evlilikte aldatma ve aldatmanın sevinçlerini ve acılarını ele alırken klasik yazılara geri döndü. Angoulême'li Margaret heptameron1558-59'da ölümünden sonra yayınlanan, Dekameron bazıları müstehcen olan hikayeler anlatan bir grup insanın cihazını kullanmasında.

Batı pornografisinin modern tarihi, baskı teknolojisinin tüm sosyoekonomik düzeylerden ve cinsel zevklerden izleyicilere hitap edecek yazılı ve görsel materyallerin üretimine izin verecek kadar geliştiği Aydınlanma ile (18. yüzyıl) başlar. Bu tür işlerde küçük bir yeraltı trafiği, İngiltere'de ayrı bir yayıncılık ve kitapçılık işinin temeli oldu. Bu dönemin bir klasiği yaygın olarak okunan Fanny Hill veya Bir Zevk Kadınının Anıları (1748-49) John Cleland tarafından. Bu sıralarda, erotik grafik sanatı Paris'te yaygın olarak üretilmeye başlandı ve sonunda Anglofon dünyasında “Fransız kartpostalları” olarak bilinmeye başlandı.

Cinsel unsurunun yanı sıra, pornografi sosyal ve politik protesto için güçlü bir araç haline geldi. Hem erkekler hem de kadınlar için cinsel özgürlük ve doğum kontrolü ve kürtaj uygulamaları dahil olmak üzere hem kilise hem de devlet tarafından kınanan cesur fikirlerin keşfedilmesi için bir araç sağladı. Çoğu pornografi ayrıca kraliyetlerin ve aristokratların kabahatlerine odaklandı ve böylece Avrupa seçkinlerinin gözden düşmesine katkıda bulundu. Sosyal açıdan radikal pornografinin belki de en önemli yazarı, kitapları -özellikle Justine (1791)—mülkiyetin ve geleneksel sosyal hiyerarşinin kötülükleri üzerine uzun felsefi tartışmalarla orgiastik sahneleri birleştirdi.

Kraliçe Victoria 1837'de Büyük Britanya'da tahta geçtiğinde, Londra'daki Holywell Caddesi'nde ("Kitapçılar Sırası" olarak bilinir) 50'den fazla pornografik dükkan vardı. Pornografi, Viktorya Çağı boyunca Britanya'da ve Amerika Birleşik Devletleri'nde, dönemin özelliği olan cinsel konulardaki tabulara rağmen -ya da belki bu nedenle- gelişmeye devam etti. Devasa ve anonim otobiyografi Gizli Hayatım (1890), hem bir İngiliz beyefendinin ömür boyu süren cinsel tatmin arayışının ayrıntılı bir anlatımı hem de püriten bir toplumun çirkin alt yüzünün sosyal bir tarihçesidir. Dönemin önemli bir dergisi İnci (1879-80), cinsel aktivitenin grafik açıklamalarını içeren serileştirilmiş romanlar, kısa öyküler, kaba şakalar, şiirler ve baladlar içeriyordu. Bu tür çalışmalar, Viktorya dönemi ihtiyatlılığının geleneksel imajlarına değerli bir düzeltme sağlar.

19. yüzyılda fotoğrafın ve daha sonra hareketli resimlerin icatları hızla pornografi üretiminde kullanılmaya başlandı. Pornografik filmler 1920'lerden sonra yaygın olarak mevcuttu ve 1960'larda popülariteleri büyük bir artış yaşadı. 1980'lerde video kasetlerin ve 1990'larda dijital video disklerin (DVD'ler) gelişmesi, pornografik filmlerin geniş bir şekilde dağıtılmasını sağladı ve özel olarak izlenebildiklerinden kullanımlarını daha da teşvik etti. Pornografik görüntüler ve filmler, 1990'larda İnternet'in ortaya çıkmasıyla daha da yaygınlaştı. Pornografik endüstrisi, İnternet'teki en karlı endüstrilerden biri haline geldi. İnternet, birçok farklı zevke hitap eden ticari pornografi için geniş bir pazar yeri sağlamanın yanı sıra, birçok amatörü kendi görüntülerini, genellikle geleneksel güzellik ve seksilik kavramlarına meydan okuyan görüntüleri yayınlamaya teşvik etti. Web kameralarının kullanımı, endüstriyi amatörlere daha da açarak, bireylerin genellikle ücret karşılığında canlı tasvirlerini yayınlamalarına izin verdi. İnternet ayrıca çocuk pornografisinin erişilebilirliğini artırdı.

Pornografi, hem küçükleri hem de yetişkinleri ahlaksızlaştırdığı ve yozlaştırdığı ve cinsel suçların işlenmesine yol açtığı inancıyla uzun süredir kınanmış ve yasal olarak yasaklanmıştır. Zaman zaman, önemli sanatsal ve hatta dini eserler, bu tür varsayımlar altında pornografik kabul edildiği için yasaklanmıştır. Bu varsayımlara yasal ve bilimsel gerekçelerle itiraz edilmiştir. Bununla birlikte, pornografik materyallerin üretimi, dağıtımı veya bulundurulması müstehcenlikle ilgili yasalar uyarınca birçok ülkede kovuşturulabilir. Yasal standartlar büyük ölçüde farklılık gösterse de, Avrupa ve Kuzey Amerika'daki çoğu ülke, yalnızca birkaç on yıl önce ağır ve suç olarak pornografik kabul edilen cinsel aktivite tasvirlerine izin vermektedir. Neredeyse evrensel olarak kabul edilen tek tabu, çocuk pornografisinin kınanmasıdır.


Evlilik Haklarının Zaman Çizelgesi ve Tarihçesi

Evlilik, Amerikan sivil özgürlükleri tarihinde tuhaf bir şekilde merkezi bir yere sahiptir. Her ne kadar geleneksel görüş, evliliğin neredeyse bir hükümet meselesi olduğunu öne sürse de, kurumla bağlantılı mali faydalar, yasa koyuculara, göz yumdukları ilişkilere kendilerini dahil etme ve yapmadıkları ilişkileri kişisel olarak onaylamadıklarını ifade etme fırsatı verdi. Sonuç olarak, her Amerikan evliliği, ilişkilerine bir anlamda evlenen ve onu diğerlerinin ilişkilerinden üstün ilan eden yasa koyucuların coşkulu üçüncü taraf katılımını içerir.

Eşcinsel evlilik, önemli evlilik tartışması haline gelmeden önce, ırklararası evliliği yasaklayan yasalar, özellikle Amerika'nın güneyinde, ulusal sohbete egemen oldu. Maryland'deki 1664 tarihli bir İngiliz sömürge yasası, Beyaz kadınlar ve Siyah erkekler arasındaki ırklar arası evliliklerin "utanç" olduğunu ilan etti ve bu birliklere katılan herhangi bir Beyaz kadının, çocuklarıyla birlikte kendilerinin de köle olarak ilan edileceğini belirledi.

1664 yasası kendince acımasız olsa da, yasa koyucular bunun özellikle etkili bir tehdit olmadığını fark ettiler - Beyaz kadınları zorla köleleştirmek zor olurdu ve yasa Siyah kadınlarla evlenen Beyaz erkekler için hiçbir ceza içermiyordu. Virginia'nın 1691 yasası, köleleştirme yerine sürgünü (etkili bir ölüm cezası) zorunlu kılarak ve bu cezayı cinsiyetten bağımsız olarak evlenen herkese dayatarak bu sorunların her ikisini de düzeltti.

Mississippi Eyaleti, ülkede kadınlara kocalarından bağımsız olarak mülk sahibi olma hakkını tanıyan ilk eyalet oldu. On sekiz yıl sonra, New York daha kapsamlı Evli Kadınların Mülkiyet Yasası'nı izledi.

ABD hükümeti, çoğunlukla geleneğin geçmişteki çok eşliliği onaylaması nedeniyle, 19. yüzyılın çoğu için Mormonlara düşmandı. İçinde Reynolds / Amerika Birleşik Devletleri, ABD Yüksek Mahkemesi, özellikle Mormon çokeşliliğini yasaklamak için geçirilen federal Morrill Büyük Eşlilik Yasasını onayladı ve 1890'da yeni bir Mormon deklarasyonu çift eşliliği yasakladı ve federal hükümet o zamandan beri büyük ölçüde Mormon dostu oldu.

İçinde Pace - Alabama, ABD Yüksek Mahkemesi Alabama'nın ırklar arası evlilik yasağını onayladı - ve bununla birlikte, eski Konfederasyonun neredeyse tümünde benzer yasaklar. İktidar 84 yıl geçerli olacak.

Boşanma, belgelenmiş zina vakaları dışında, boşanmayı tamamen yasaklayan 17. yüzyıl yasalarından başlayarak, ABD sivil özgürlükleri tarihinde tekrar eden bir konu olmuştur. Oklahoma'nın hatasız boşanmalara izin veren 1953 yasası, sonunda çiftlerin suçlu bir taraf ilan etmeden karşılıklı boşanma kararı vermelerine izin verdi.

ABD Yüksek Mahkemesi tarihindeki en önemli evlilik davası Loving v. Virjinya (1967), sonunda Virginia'nın 276 yıllık ırklararası evlilik yasağını sona erdirdi ve ABD tarihinde ilk kez evliliğin bir medeni hak olduğunu açıkça ilan etti.

Eşcinsel çiftlere her türlü yasal ortaklık hakkı veren ilk ABD hükümet organı, ülkenin ilk yerli ortaklık yönetmeliğini geçen California, Berkeley Şehri'ydi.

Hawaii Yüksek Mahkemesi'nin kararları dizisi, 1993 yılına kadar hiçbir hükümet organının gerçekten sormadığı bir soru sordu: evlilik bir sivil haksa, onu eşcinsel çiftlere vermemeyi yasal olarak nasıl haklı çıkarabiliriz? 1993'te Hawaii Yüksek Mahkemesi, aslında, devletin gerçekten iyi bir nedene ihtiyacı olduğuna karar verdi ve yasa koyucuları bir tane bulmaya zorladı. Daha sonraki bir Hawaii sivil sendikaları politikası, kararı 1999'da çözdü, ancak altı yıllık Baehr v. Miike eşcinsel evliliği uygulanabilir bir ulusal sorun haline getirdi.

Federal hükümetin tepkisi Baehr v. Miike Devletlerin diğer eyaletlerde gerçekleştirilen eşcinsel evlilikleri tanımakla yükümlü olmayacağını ve federal hükümetin bunları hiç tanımayacağını belirleyen Evlilik Savunması Yasası (DOMA) idi. DOMA, Mayıs 2012'de Birinci ABD Devre Temyiz Mahkemesi ve 2013'te ABD Yüksek Mahkemesi tarafından anayasaya aykırı ilan edildi.

Vermont, 2000 yılında, Vali Howard Dean'i ulusal bir figür haline getiren ve ona neredeyse 2004 Demokrat başkan adaylığını veren sivil birlikler yasasıyla eşcinsel çiftlere gönüllü olarak fayda sağlayan ilk eyalet oldu.


18 ABD Yasası § 2259 - Zorunlu iade

Bu alt bölümün yürürlüğe girdiği tarih, altbölümde atıfta bulunulmuştur. (d)(1)(D)(i), Yayınlanma tarihidir. 7 Aralık 2018'de onaylanan L. 115–299 .

2018—Alt Bölüm (b)(1). bar. L. 115–299, § 3(a)(1), “2. paragrafta belirtilenler dışında, emir” yerine “Emir” koymuş ve “2. paragraf uyarınca mahkeme tarafından kararlaştırıldığı şekilde” kayıttan düşürülmüştür. ThePub'dan sonra. L. 115–299, § 3(a)(4), par. (2). Eski par. (2) yeniden adlandırıldı (3).

alt bölüm (b)(3). bar. L. 115–299, § 3(a)(2), (3), yeniden belirlenmiş par. (2) olarak (3) ve eski par. (3) hangi Pub tanımlanmış. L. 115–299, § 3(b)(1), (2), (5), alt bölümdeki “Tanım” yerine “Tanımlar”ı değiştirmiştir. başlığı, mevcut hükümleri par. (4) ve eklenen par. başlık ve pars eklendi. (1) ila (3).

alt bölüm (c)(4). bar. L. 115–299, § 3(b)(3), (4), “bu bölümün altında” değiştirilmiştir. Durumda” için “bu fasıl kapsamında, davada dahil olmak üzere” ve eklenen “suçPub. L. 115–299, § 4, alt bölüm eklendi. (NS).

1996—Alt Bölüm (a). bar. L. 104–132, § 205(c)(1), “3663”ten sonra “veya 3663A” eklenmiştir.

alt bölüm (b)(1). bar. L. 104–132, § 205(c)(2)(A), başlığı değişmeden yeniden canlandırdı ve genel olarak değiştirilmiş metin. Değişiklikten önce, metin şu şekildeydi: “Bu bölüm kapsamındaki iade emri, aşağıdakileri yönlendirecektir:

“(A) davalı Pub'a ödeme yapar. L. 104–132, § 205(c)(2)(B), “byPub. L. 104–132, § 205(c)(2)(C), alt par. (C) ve (D), mahkemenin iade kararlarının ödeme takvimini belirlerken davalının ekonomik koşullarını dikkate almasına ve davalının ekonomik koşullarının tazminat ödenmesine izin vermediği durumlarda mahkemenin nominal tazminat kararlarına girişine ilişkindir.

alt bölüm (b)(5) ila (10). bar. L. 104–132, § 205(c)(2)(D), pars. (5) ila (10), sırasıyla 1'den fazla suçluyla, 1'den fazla suçluyla ilgili. L. 104–132, § 205(c)(3), (4), yeniden belirlenmiş alt bölüm. (f) (c) olarak ve önceki alt bölüm çıkarılmıştır. (c) iddia kanıtı ile ilgili.

Alt bölümler. (d), (e). bar. L. 104–132, § 205(c)(3), alt bölümler çıkarılmıştır. (d) ve (e) aşağıdaki gibidir:

alt bölüm (F). bar. L. 104–132, § 205(c)(4), yeniden adlandırılmış alt bölüm. (f) (c) gibi.

Pub tarafından değişiklik. L. 104-132, davalının 24 Nisan 1996 tarihinde veya bu tarihten sonra mahkûm olduğu davalarda yargılama yargılaması için anayasal olarak izin verildiği ölçüde etkilidir, bkz. Yayın, bölüm 211. L. 104–132, bu başlığın 2248. bölümü altında bir not olarak belirtilmiştir.


Roth müstehcenliği belirlemede uygulanan çağdaş topluluk standartlarını test edin

Yüksek Mahkeme, müstehcenlik sorunuyla doğrudan karşı karşıya kaldı. Roth / Amerika Birleşik Devletleri (1957), "müstehcen, açık saçık, şehvetli veya pis" herhangi bir materyalin postalanmasını yasaklayan bir federal yasanın anayasaya uygunluğuna itiraz eden bir dava. . . veya uygunsuz bir karaktere sahip başka bir yayın.&rdquo Mahkeme, Yargıç William J. Brennan Jr. tarafından hazırlanan bir görüşe göre, &ldquoMüstehcenliğin anayasal olarak korunan konuşma veya basın alanı içinde olmadığına karar verdi.&rdquo

Müstehcenlik için yeni bir test dile getirdi: "Çağdaş toplum standartlarını uygulayan ortalama bir insan için, bir bütün olarak ele alınan malzemenin baskın teması, şehvetli ilgiye hitap ediyor." Roth test farklıydı Hicklin Test, yalıtılmış pasajların aksine malzemenin "baskın temasına" ve en duyarlı kişiden ziyade ortalama bir kişiye odaklandı.

Miller davasında Mahkeme, materyallerin “açıkça saldırgan sert çekirdekli cinsel davranışları” tasvir etmedikçe, bireylerin müstehcenlik suçlamalarından mahkum edilemeyeceğine karar verdi. Bu fotoğrafta, 2 Live Crew'in hip hop grubunun lideri ve plak şirketinin başkanı Luther Campbell, gömleğindeki uyarı etiketini işaret ediyor, grubun federal dışındaki tartışmalı albümü "Nasty As They Wanna Be" ile aynı. 1990'da Florida mahkemesine verildi. Grup, albümlerinin satışı nedeniyle müstehcen tutuklamaları durdurmaya çalışan bir dava açtı. (AP Photo/Beth Keiser, Associated Press'in izniyle kullanılmıştır)


Emekli Güneybatı Pilotu, Pornografi İzlediği, Uçuşta Genital Organları Teşhir Ettiği İçin Denetimli Serbestlik Mahkûmiyetine Mahkûm Edildi

Bir eski Güneybatı Havayolları Pilot, porno izlediği ve cinsel organını uçuşta bir kadın memura maruz bıraktığı iddiasıyla bir yıl denetimli serbestlik cezasına çarptırıldı.

Olay, 10 Ağustos 2020'de Philadelphia'dan Orlando'ya yapılan bir uçuş sırasında meydana geldi. Federal savcılar söyledi Michael HaakNew York Post'a göre, 60, uçak seyir irtifasına ulaştığında ve pilot koltuğundan inip kokpitteki bir dizüstü bilgisayarda porno izlemeye başladığında "soyundu",

Federal savcılar yaptığı açıklamada, "Uçak uçuşunu sürdürürken, birinci zabit, atanmış bir mürettebat üyesi olarak görevlerini yerine getirmeye devam ettiğinden, Haak kokpitte uygunsuz davranışlarda bulundu" dedi.

ABD Avukat Yardımcısı Michael Cunningham pilotun suistimalini kınadı ve "kendisini çok daha sorumlu bir şekilde hareket etme görevi olduğunu" söyledi.

Savcı, “Bu, kimsenin kabul etmesi gereken türden bir anormal davranış değil” dedi.

Olaydan sonra emekli olan Haak, Nisan ayında suçlandı ve halka açık bir yerde açık saçık, uygunsuz veya müstehcen bir davranışta bulunmaktan suçlu bulundu.

Haberlere göre, Haak Cuma günü ABD Sulh Hakimi önünde özür diledi J. Mark Coulson şartlı tahliye ve 5.000 dolar para cezası ödemesi emredilmeden önce.

"Benimle diğer pilot arasında rızaya dayalı bir şaka olarak başladı. Bin yıl içinde buna dönüşeceğini hiç düşünmemiştim," dedi Haak sanal duruşma sırasında.

onun avukatı Michael Salnick Bir mahkeme başvurusunda, müvekkilinin “ömür boyu sıkı çalışması ve nezaketi” göz önüne alındığında hafif bir cezayı hak ettiğini söyledi.

"Bu olayın mahcubiyeti ve bunun sonucunda ortaya çıkan tanıtım, başlı başına Michael Haak için alçakgönüllülük oldu ve birçok yönden ceza olarak hizmet etti" diye yazdı.

Güneybatı sözcüsü Chris Mainz Havayolunun bu tür davranışlara müsamaha göstermediğini ve bu tür davranışlar kanıtlanırsa derhal harekete geçeceğini söyledi.

Mainz yaptığı açıklamada, "Yine de Southwest konuyu araştırdı ve sonuç olarak, Bay Haak'a (havayolundan) ayrılmasının bir sonucu olarak almaya hak kazandığı tüm yardımları ödemeyi bıraktı." Dedi.


Geçmişe ve kusurlarına bakmayı öğrenmeliyiz. - Mary Beard

Klasikler profesörü Mary Beard, bu yılın başlarında İngiltere'de yayınlanan Shock of the Nude adlı TV dizisinde benzer bir soru sordu. Program, erkek sanatçıların resimlerinde çıplak kadınların varlığını haklı çıkarmaya çalıştıkları birçok yolu araştırdı: uzanmış çıplaklar masum bir şekilde "yakalanmış", yarı banyolu veya bir şekilde soyunmuş halde uykulu bir şekilde tehlikeye atılmış olarak tasvir ediliyor.

Peki sanata mı yoksa pornografiye mi bakıyoruz?

"Bu karmaşık bir soru ve cevabını bildiğini düşünen herkes biraz daha sert düşünmeli!" Profesör Beard BBC Culture'a anlatıyor. “Benim sözüm, sanat ve pornografi arasındaki sınırın her zaman hain ve geçmişle ilgili mesele, onu hem kendi şartlarında hem de kendi şartlarımızda görmemiz gerektiğidir. Geçmişe ve kusurlarına bakmayı öğrenmeliyiz.”

tartışmalı bir konu

100 yılı aşkın bir süredir feministler, sanat dünyasında var olan cinsiyetçi tutumlara dikkat çekiyorlar. 1914'te kadınların oy hakkını savunan Mary Richardson, Velázquez'in Rokeby Venus'üne baltayla saldırdı. Resim, Venüs'ü aynaya bakarken betimliyor, alt tarafı tuvalin ortasına gelecek şekilde izleyiciden uzaklaşıyor. Richardson, protestosunun kısmen, Londra Ulusal Galerisi'nde asılı olan resme erkeklerin ağzı açık kalmasından kaynaklandığını iddia etti.

1914'te kadınların oy hakkını savunan Mary Richardson, çıplak kadın tasvirini protesto etmek için Velázquez'in Rokeby Venus'üne saldırdı (Kredi: Getty Images)

"Met Müzesi'ne girmek için kadınların çıplak olması mı gerekiyor?" 1980'lerde feminist sanat aktivistleri Guerrilla Girls tarafından asılan bir ilan panosu afişi bağırdı. O zamanlar öyle görünüyordu - müzenin modern sanat bölümündeki sanatçıların %4'ünden azı kadındı, ancak çıplakların %76'sı kadındı. Gerilla Kızlar, büyük ölçekli reklam panoları aracılığıyla verilen akıllı, keskin mesajlarla sanat dünyasını, kadınlara ve sanattaki diğer azınlıklara yönelik mazeretsiz bir şekilde görmezden geldiği için adlandırmaya ve utandırmaya çalıştı.


Pornografi Gerçekleri: Sizi şok edecek 20 gerçek

1. Max Planck Enstitüsü tarafından 2014 yılında yapılan bir araştırma, sıklıkla pornografi izleyen erkeklerin beyin hücrelerinin, özellikle beynin sağ kaudatında, azaldığını ve bu da beyinlerini pornografi izlemeyen erkeklere göre ortalama olarak daha küçük hale getirdiğini buldu.

2. Huffington Post'a göre, internette yayınlanan malzemenin yüzde 30'u pornografidir.

3. Ek olarak, Huffington Post ayrıca 2013'te porno sitesi YouPorn'un Hulu'nun bant genişliğinin altı katı yayın yaptığını belirtiyor.

4. 2004 yılında yapılan bir araştırmaya göre, pornografinin evlilikte sadakatsizliği yüzde 300 artırdığı gösterildi. Sosyal Bilimler Üç Aylık.

5. San Diego Deniz Tıp Merkezi'nden araştırmacılara göre, pornografi izleyen erkeklerin, pornografi kullanmayan erkeklere göre sertleşme sorunu yaşama olasılığı daha yüksektir.

6. United Families'in belirttiğine göre, 18 ila 24 yaş arasındaki erkeklerin yüzde 70'i ayda en az bir kez internet porno sitelerini ziyaret ediyor.

7. Birçok insan pornoyu “rahatlamak” veya “stresi azaltmak” için kullansa da, New Orleans Üniversitesi psikoloji bölümündeki araştırmacılar tarafından 2013 yılında yayınlanan bir araştırmaya göre, hem erkeklerde hem de kadınlarda daha fazla zihinsel sağlık sorununa neden olabilir. Bunlar arasında kaygı, depresyon, güvensizlik ve beden imajı sorunları sayılabilir.

8. Pek çok porno kullanıcısı, ahlaklarına ve cinsel zevklerine uygun pornoları kullanmaya başlasa da, porno zamanla cinsel zevkleri değiştirme yeteneğine sahiptir, böylece kullanıcılar edinilen zevklerin doğal olduğuna inanırlar. Bu nedenle, 2000 yılında Ergen Sağlığı Dergisi'nde yayınlanan bir araştırmaya göre, porno esansiyel beyni sık kullanımla yeniden yapılandırıyor.

9. Ulusal Sağlık Enstitüsü'nün web sitesinde yayınlanan bu 2013 çalışmasına göre porno bağımlısı olan porno kullanıcılarının ön lobları hasar görmüş ve küçülmüştür. Araştırmacılar, bunun problem çözme yeteneklerini engelleyebileceğini söyledi.

11. Araştırmalar, Arkansas Üniversitesi'ndeki psikoloji bölümüne göre, porno kullanan kişilerin porno kullanmayan kişilere göre eşlerine/partnerlerine daha az sevgi duyduklarını ve eşlerinden/partnerlerinden daha memnun olmadıklarını bildiriyor.

12. Porno kullanan çok sayıda insan olmasına rağmen, Amerikalıların sadece yüzde 29'u porno kullanmanın ahlaki olduğunu düşünüyor. Kadınların yüzde 23'ü, erkeklerin yüzde 35'ine kıyasla porno kullanmanın ahlaki olduğunu söylüyor. Rakamlar, Kamu Dini Araştırma Enstitüsü tarafından yürütülen bir araştırmadan geliyor.

13. Bu eski porno yıldızının belirttiği gibi, porno endüstrisindeki insanların yüzde 66 ila yüzde 99'unun uçuğu olduğu tahmin edilmektedir. Ayrıca, endüstrinin fiziksel istismarla dolu olduğunu söylüyor.

14. Marie Claire tarafından yürütülen bir araştırmaya göre, her üç kadından biri haftada en az bir kez pornografi kullanıyor.

15. List25'in belirttiği gibi porno endüstrisi çok karlı. NFL, NBA ve MLB'den daha fazlasını yapıyor kombine. Haber açısından bakıldığında, NBC, CBS ve ABC'nin toplamından daha fazlasını yapar.

16. Focus on the Family'ye göre araştırmalar, bir çocuğun pornografiye maruz kaldığı ortalama yaşın sekiz olduğunu göstermiştir.

17. United Families'e göre her gün çocuk pornografisi için 116.000 arama yapılıyor.

18. Araştırmalar, ne kadar çok insan pornografi kullanırsa, kadına yönelik şiddetin kabul edilebilir olduğuna inanma olasılıklarının o kadar yüksek olduğunu gösteriyor. Bu sonuca varan çalışma, pornografi kullanımıyla birlikte gelen genel saldırganlıkta bir artış olduğunu da kaydetti.

19. Huffington Post'un bildirdiğine göre, pornografi web siteleri her ay Netflix, Twitter ve Amazon'un toplamından daha fazla trafik ve ziyaretçi alıyor.

20. Düzenli olarak porno izleyen kişilerin, izlemeyenlere göre evlenme olasılığı daha düşüktür. Bunun nedeni, Eastern Economic Journal'da yayınlanan 2016 tarihli bir araştırmaya göre, kullanıcıların pornoyu evlilik cinsel tatmininin yerini almasıdır.


"Cuckservative" in gizli tarihi: Sağcı bir toplanma çığlığına dönüşen fetiş

Yazan Chauncey DeVega
9 Ağustos 2015 09:59'da yayınlandı (EDT)

(AP/John Minchillo)

Hisseler

İnsanlar sosyal varlıklardır. İnsanlar, çatışmayı yönetmek ve kaynakların toplumda nasıl dağıtılması gerektiğine karar vermek için siyaseti icat etti. O zaman siyasetin, benliğin en temel ve temel parçalarından bazılarını yansıttığımız bir sahne haline gelmesi neredeyse kaçınılmazdır.

Joan Walsh, Salon'da yakın zamanda yayınlanan bir makalesinde, Amerikan sağının yeni doğan "cuckservatives" takıntısı olan siyasi akıntıyı yönlendirmede mükemmel bir iş çıkardı.

Donald Trump destekçilerinin en parlak ampuller olmayabileceğini önerdikten sonra, geçen hafta Twitter sözlerimde “Cuckservative” görünmeye başladı. Etrafta dolaşırken şok edici bir sonuca vardım: Bugün sağa güç veren ırkçılık ve kadın düşmanlığının miktarını alışılmadık bir şekilde küçümsüyorum. "Cuckservative" sıfatının yaygınlaşması, en kaba psiko-cinsel güvensizliğin aşırı sağa hareket ettiğinin bir işaretidir.

"Cuckservative", boynuzlu muhafazakarın kısaltmasıdır. Karısı onu aldatan bir Cumhuriyetçi değil, ülkesi elinden alınan ve bu konuda bir şey yapamayacak kadar korkak olan biriyle ilgili.

Tamam, bu zaten yeterince iğrenç ve cinsiyetçi ama dahası da var. Görünüşe göre, beyaz bir kocanın, ya utanç içinde ya da şehvet içinde, karısının siyah bir adam tarafından kaçırılmasını izlediği "cuck" olarak bilinen bir tür pornografiden geliyor. Lewis bunu şu şekilde açıklıyor: "Bir cuckserver, bu nedenle, bir ırk hainidir."

Beyaz üstünlükçüler, "cuckservative" anlatısının ırksal amacını güçlendirdi. Bu amaçla Walsh, daha önde gelen seslerinden biri olan Richard Spencer'dan alıntı yapıyor:

"#cuckservative mem ırk olmadan hiçbir anlam ifade etmiyor. Her şey ırkla ilgili… #cuckservative'in güçlü yanı, Johnson'ın uzmanlaştığı türden bir av tüfeği spreyi saçmalığı değil, ırksal olarak bilinçli bir politika çağrısında bulunmasıdır. "

Ancak Walsh'ın açıkladığı gibi, kelimenin kullanımı beyaz milliyetçi çevrelerle sınırlı değil:

Rush Limbaugh, Trump'ı şu şekilde övdüğünde, bu terimin ana akıma yayılmasına yardımcı oldu: "Trump sizin ortalama, sıradan, boynuzlanmış Cumhuriyetçiniz olsaydı, şimdiye kadar özür dilerdi ve af için yalvarırdı ve giderdi. ”

Şu anda, "cuckservative", çağdaş Cumhuriyetçi Parti ve hareket muhafazakarlığının, aşırıcılığın artık ana akım olduğu ve politik olarak ergen ve olgunlaşmamış olan talk-radyo yankı odası tarafından beslenen karnaval benzeri bir insan hayvanat bahçesi haline geldiğinin bir başka işaretidir. "Erkek hakları" mağduru bilimcilerin takıntıları - "alfa erkekleri" ve "boynuzlamak" endişeleriyle - makul ve saygın bakış açıları olarak kabul edilir.

Modern Cumhuriyetçi Parti'de beyaz üstünlüğü ve muhafazakarlığın yakınlaşması - kısmen toksik beyaz erkeklik rönesansı tarafından teşvik edildi - şu anda, yeni seviyelerin olduğu bir dizi bitmeyen doruk ve kreşendo gibi görünen şeyleri üretti. absürtlük ve paranoya, bir zamanlar ulaşılamaz olduğu düşünülen önceki zirvelerin yerini alır. Aşırılık, ana akım Amerikan muhafazakarlığı için yeni normal haline geldi. Cumhuriyetçi Parti faşizmi, kadın düşmanlığını, ataerkilliği ve ırkçılığı ölümcül sarmalı kucaklamaya devam ederken, “aldatmaca” gibi kavramların somutlaştırdığı siyasi delilik yeni normal olacak.

Daily Kos'tan Chris Reeves, "boynuzlamak", "boynuzlamak" ve sağcı siyasi tahayyül hakkında özellikle keskin bir içgörü sunuyor:

Ancak #cuckservative terimini kullanan Cumhuriyetçiler için bunu temsil eden şeyi yansıtan bir yerden yapıyorlar. herhangi bir fetişin daha koyu tonları. Bu yeni terimi kullanan Cumhuriyetçiler, 'Sodomite taraftarı', 'fahişe' gibi ifadeler kullanan Cumhuriyetçilerle aynı. İnternette satılan pornografinin yükselişinde hüküm süren bu.

“Cuckservative” büyüleyici bir dildir. Bununla birlikte, Beyaz Sağ'da Cumhuriyetçiler ve diğerleri tarafından kullanılsa bile, Obama Çağında muhafazakarlar için pornografik hayal gücünü bir tür politik mantık olarak yakalamakta yetersiz ve bir şekilde yanlış yerleştirilmiş.

Boynuzlamak - ki bu yine erkeklerin eşlerinin ve kadın partnerlerinin önlerindeyken diğer erkekler tarafından cinsel olarak "kullanılmasına" izin verdiği bir pornografi türüdür - görünüşte aşağılanma ile ilgilidir. Daily Beast'in 2010'da belirttiği gibi:

Boynuzlanan erkekler (diğer adıyla "cucks") sadece karılarının sadakatsizliklerini gözlemlerler, katılmazlar. İşte bu yüzden bunu bir tahrik buluyorlar: Sevdikleri kadının kendilerinden daha iyi bir erkekle doruğa ulaşmasını izlerken dışlanıyorlar. Bu bir tür psikolojik sadomazoşizmdir. Bazı insanlar kamçı, zincir ve fiziksel acıyla tahrik olurlar. cucks olsun tahrik tarafından zihinsel ıstırap.

Beyaz erkeklerin siyah erkekler tarafından - klişe olarak büyük penisleriyle (porno dilinde “büyük siyah horozlar” için “BBC” olarak adlandırılır) ve beyaz kadın eti düşüncesine karşı hırslı oldukları cinsel fanteziler, o zaman bir erkekle tutarlıdır. Asırlık beyaz erkek meşguliyeti, aslında siyah erkek erkekliğinin sözde tehdidi ile saplantıyla sınırlanan bir meşguliyet. We see in the fascination with cuckolding the most feverish anxieties about the disappearance of white male hegemony.

(Paradoxically, this genre also positively reaffirms white supremacy in the interracial “BBC” scenario,the white racial frame's assumption that white women are desired above all other women is made explicit.)

So it is clear why the genre is popular: The combination of fetish and racial entitlement are, for a certain segment of white American men, an almost alchemical admixture.

But the internal logic of the “cuckservative” meme falls flat, because movement conservatives and the right-wing media -- even the ones who are now brandishing the term left and right -- are not titillated, as these porn enthusiasts are, by the perceived loss of power for white men. They are not in a state of political ecstasy from the thought that people who look like them may have to share more political and social power with people who don't. No, this camp of aggrieved and imperiled white men, drunk on toxic white masculinity, are terrified of their supposed status as “victims” in a more inclusive and cosmopolitan 21st century America. Whereas cuckolding has its foundations in eroticism, the term "cuckservative" has evolved from a related, but ultimately very different, psychosexual fixation: racialized castration anxieties.

White men saw themselves as the naturally dominant group in the United States from its founding to the present. The idea of white male privilege as “normal” and a given remains inexorably compelling -- especially to the “angry” and aggrieved white men who are the base of the Republican Party in the post-civil rights era.

The legacy of the South’s planter class -- the 1 percent its time, who profited from the blood of the slave plantations, work camps, tenant labor, sharecropping fields, and chain gangs -- is also seen in the contemporary Republican Party. When the Republican Party’s leaders and media elites talk about “makers and takers” and “lazy” American workers, when they wage war on the poor and the social safety net, what we're seeing is the new political economy of neoliberalism mated with the philosophical legacy of the planter class.

The Republican Party’s fetish for guns, its knee-jerk defense of white-on-black-and-brown police violence and abuse, and its theocratic Christian politics also have many wellsprings in the American South. The right's desperate efforts to control women’s bodies and reproductive freedoms are likewise a legacy and reminder of how white men’s power has historically extended to their (supposed) ownership over women’s sexuality and health.

Thus, white male anxieties spoken to by those who authored and circulated the “cuckservative” meme are really just evoking a misdirected feeling by some white men that they have lost political power and potency -- that they have been, so to speak, castrated.

If the Republican Party is a southern party, with all of the social, political, cultural, and racial baggage such a lineage entails, then the power and threat embodied by Barack Obama, the United States’ first black president, cannot be ignored. If the men on the white right are fearful of a loss of power -- be it through metaphors and analogies such as “cuckservatives” or more basic castration anxieties -- we cannot forget the (almost exclusively) Southern tradition of the lynching tree and the “strange fruit” it yielded.

The phallocentric, racist, and misogynistic obsessions of those on the White Right are reminders of how black men’s bodies were routinely burned, dismembered, how their genitals cut off -- all of these things while the victims of such white racial bloodlust were often still alive. The spectacular lynching and torture of black people was a ritual designed to remove Black Americans from political life and to reaffirm white power. The black body was and remains a threat because of that fact, it has been subjected to gross and cruel disciplines and technologies of punishment and control in the United States and the West more broadly.

Obama’s election was unsettling for conservatives. It drove many on the White Right to conspiratorial and delusional thinking, such as “Birtherism,” and also stirred up other more “old school” types of white racism, because the idea of a black man in the White House, as the United States’ President and symbolic embodiment of American power, was irreconcilable with a Herrenvolk logic that views “real Americans” as white by definition and tradition. The right wing’s fears of changing racial demographics, the mating of conservatism and racism, and the Republican Party’s creeping fascism in the present meant that Obama, as well as his cabinet and other appointees who were female and non-white especially, represented a particularly potent threat to embattled and insecure toxic white masculinity.

If the anxieties and fears of those on the White Right who construct dream worlds of a pornographic imagination, in which white men are being cuckolded and are “victims” of interracial sexual domination, who need to elect an “alpha male” Republican for protection, then Barack Obama is the biggest “BBC” threat of them all.

There is no way to defeat psychological chimeras. In their cuckolding fantasy nightmares, the American White Right is fighting its own psychological demons and projections. Republicans cannot beat their own political-racial-sexual id into submission. The White Right can however chase those shadows into the public sphere, and by doing so further wreck the Common Good. The Republican Party’s priapism may be their pleasure and our undoing.

Chauncey DeVega

Chauncey DeVega is a politics staff writer for Salon. His essays can also be found at Chaunceydevega.com. He also hosts a weekly podcast, The Chauncey DeVega Show. Chauncey can be followed on Twitter and Facebook.

MORE FROM Chauncey DeVegaFOLLOW chaunceydevegaLIKE Chauncey DeVega


2. Prostitution

2.1 Should Some Sex Markets Be Prohibited?

Markets that subvert or erode fundamental moral and political values should be suppressed, according to Debra Satz. These markets tend to exploit the social vulnerabilities of others, lack informational transparency, pose unacceptably high risks for some participants, or contribute to the social marginalization of some groups. For example, markets in sexual services that (i) seek providers from stigmatized or disempowered social classes, (ii) fail to create conditions for informed consent, (iii) damage the health of participants, or (iv) reinforce pernicious stereotypes about women or other groups, are of questionable value. Although these features of markets are usually contingent, when they persist, states are justified in restricting or regulating such markets, especially if they can do so without producing more harm than good (Satz 2010). Anne Phillips contends that markets in sexual services arise only under conditions of social inequality. She writes, &ldquothe inequality that attends such markets is not just contingent it is an intrinsic feature&rdquo (Phillips 2011: 738). People offer sexual intimacy, or bodily organs or substances, primarily as acts of compassion, and do not in ordinary circumstances commoditize such bodily capacities. Phillips points out that few customers in such markets would be willing to enter as sellers. Those who do market their sexual, reproductive, or other basic bodily capacities do so only when background circumstance compel them to do so.

Carole Pateman argues that the work of a female prostitute is different from other jobs, as it expresses the inferior social and political status of women. Moreover, because people&rsquos bodies and sexual capacities are an integral part of their identity as men and women, the woman who works as a prostitute sells her womanhood and therefore herself (Pateman 1988: 207). Christine Overall similarly argues that prostitution is a transaction in which one person must be defined as a social subordinate who caters to the desires of another. She claims that the prostitute&rsquos work differs from that of other low-status workers in that it is a form of labor that cannot be reciprocated (Overall 1992: 718). Elizabeth Anderson develops this idea and argues that the good of sex is

realized only when each partner reciprocates the other&rsquos gift in kind, offering her own sexuality in the same spirit in which she received the other&rsquos&mdashas a genuine offering of the self. The commodification of sexual &ldquoservices&rdquo destroys the kind of reciprocity required to realize human sexuality as a shared good,

and may corrupt non-market sexual relationships by promoting the valuation of women in terms of their market worth (Anderson 1993: 154&ndash55 see also Radin 1996: 133).

Although Phillips, Pateman, Overall, and Anderson regard marketing one&rsquos sexual capacities as inherently degrading and oppressive, other feminist theorists contend that these features of the work are contingent. Shrage argues that sex markets, like other markets, often exploit sexist ideas that relegate women to subservient roles, and their existence in this form can perpetuate pernicious social myths that stigmatize women. Yet, the background conditions of such markets can change, especially as the norms of gender and sexuality evolve in ways that are less sexist (Shrage 1989: 357). Debra Satz writes that

If prostitution is wrong it is because of its effects on how men perceive women and on how women perceive themselves. In our society, prostitution represents women as the sexual servants of men. (Satz 1995: 78)

Satz suggests that the negative image of women promoted by prostitution &ldquoshapes and influences the way women as a whole are seen&rdquo (Satz 1995: 79). However, if the industry were restructured to be less sexist, then its impact on society would be different.

Martha Nussbaum questions whether the sale of sexual services genuinely damages the persons who provide them or women as a whole. Nussbaum points out that, two centuries ago, the use of one&rsquos artistic talents for pay, such as singing or acting, was regarded as a form of prostitution (Nussbaum 1999: 277). Nussbaum acknowledges that sex workers are currently stigmatized for their profession, but questions whether the stigma that attaches to their work is justified. By tracing this stigma both to aristocratic prejudice toward waged laborers and to moralistic attitudes and anxieties regarding female sexual expression, Nussbaum challenges the rational basis of this social stigma (Nussbaum 1999: 278&ndash79, 286&ndash88). She concludes that feminists should oppose the stigmatization of sex work, rather than oppose sex work for its contribution to the stigmatization of women. Nussbaum also questions seven common claims against prostitution: that it involves excessive risks, the prostitute has little autonomy, it violates the prostitute&rsquos bodily integrity, prostitution has a destructive effect on non-commercial intimate relationships, prostitution violates a person&rsquos inalienable right to her sexuality, it contributes to a male-dominated social order, and it relies on the economic coercion of workers. Nussbaum argues that the problems associated with prostitution are components of many other kinds of work and social practices, and that these problems are not inherent to the work but are often a function of the prostitute&rsquos working conditions and treatment by others (Nussbaum 1999: 288&ndash97, see also Moen 2012).

Scott Anderson resists the move to treat prostitution like other forms of work. He argues that normalizing prostitution undermines a person&rsquos right to sexual autonomy, which is an important value defended by radical feminists. Prostitutes waive their right to sexual autonomy because their jobs place them under contractual obligations to have sex, and thus diminish their control over when and with whom they have sex. Anderson acknowledges that all jobs, to some degree, diminish various forms of autonomy. He contends that sexual autonomy should be valued differently from other forms, such as a person&rsquos control over when and to whom they serve food, provide a massage or dance, offer expert advice, or talk philosophy. He writes

a person&rsquos sexuality almost always figures prominently as an aspect of his or her self-conception, status in society, and economic and social prospects&hellipIt is because sex plays such a pivotal role in the lives of most adults&hellipthat it creates its own special&helliprealm within which one can be more or less autonomous. (Anderson 2006: 386)

Anderson here echoes Pateman&rsquos contention that our sexual capacities and practices are an integral part of who we are as men and women. For this reason, a person&rsquos sexual autonomy should be non-alienable, because to alienate it is to destroy a person&rsquos wholeness or integrity.

In response to Anderson, Hallie Liberto distinguishes three ways of alienating a right or good. First, one can waive a right to (x) (in a weak sense) by granting someone access to (x) with the understanding that, at any moment, permission to use (x) can be revoked. Second, one can waive a right to (x) (in a strong sense) by granting someone access to (x) for a duration of time, with the understanding that permission to use (x) cannot be revoked during this period (presumably if other terms of the lease are met). Third, one can relinquish a right to (x) by transferring that right, as through a sale or gift. In this case, permission to use (x) is granted permanently and cannot be revoked if other terms of the transfer are met. Liberto points out that those who consider the marketing of sexual services a legitimate form of work assume that the sex worker, like other workers, will only be alienating her right of control over her body and sexual labor in a weak sense (Liberto 2009: 141&ndash43 see also Schwarzenbach 1991: 112). In a society in which any form of forced labor is prohibited (e.g., slavery, indentured servitude), workers are generally permitted to back out of labor contracts, although in doing so they typically relinquish all expected benefits (Shrage 2016).

Sex worker activists and advocates have long argued that they are not permanently alienating (selling) their sexual capacities, but rather are exchanging sexual labor for benefits (Schwarzenbach 1991: 112&ndash14). A sex worker&rsquos right to sexual autonomy is not undermined in contexts where she retains the right to withdraw from her labor contracts at any time (Tuana and Shrage 2003: 33 Shrage 2016). Carol Leigh and Norma Jean Almodovar suggest that anti-prostitution laws undermine sexual autonomy by not allowing adults to enter mutually advantageous sexual agreements (Leigh 2004 Almodovar 2002). Peter de Marneffe argues for limiting sex worker contracts in ways similar to other forms of dangerous and potentially harmful work. Restricting and regulating prostitution would balance respect for the autonomy of service providers (and consumers of sexual services) with society&rsquos interest in protecting its members from harm (de Marneffe 2010).

2.2 Can We Distinguish Human Trafficking from Consensual Sex Work?

Some markets in sexual services exploit providers who manifest weak agency (Satz 2010), such as people who are young, homeless, drug addicts, poor, oppressed minorities, migrants, undocumented, and so on. Gerda Lerna argues that to understand how prostitution evolved historically, we need to understand &ldquoits relationship to the sexual regulation of all women in archaic states and its relationship to the enslavement of females&rdquo (Lerner 1986: 124). Lerner writes

It is likely that commercial prostitution derived directly from the enslavement of women and the consolidation and formation of classes. Military conquest led, in the third millennium B.C., to the enslavement and sexual abuse of captive women. As slavery became an established institution, slave-owners rented out their female slaves as prostitutes, and some masters set up commercial brothels staffed by slaves. (Lerner 1986: 133)

Lerner speculates that prostitutes and concubines were used by rulers as symbols of wealth and power, and this practice was then emulated by other men of wealth and status (Lerner 1986: 133). Paupers were often forced to sell children, adding to the supply of labor for this purpose. Furthermore, as women&rsquos social respectability and marriageability became tied to their chastity, &ldquocommercial prostitution came to be seen as a social necessity for meeting the sexual needs of men&rdquo, (Lerner 1986: 134). In short, women who became prostitutes in ancient societies were typically enslaved, captive, or poor.

Gayle Rubin traces the origins of modern prostitution to the rise of patriarchal kinship systems in which women are exchanged as gifts among families to cement social bonds (Rubin 1975: 175). Rubin writes

If women are the gifts, then it is men who are the exchange partners. And it is the partners, not the presents, upon whom reciprocal exchange confers its quasi-mystical power of social linkage. The relations of such a system are such that women are in no position to realize the benefits of their own circulation. As long as the relations specify that men exchange women, it is men who are the beneficiaries of the product of such exchanges&mdashsocial organization. (Rubin 1975: 174)

In other words, in the very creation of society, women were allegedly subordinated through ritual exchange in order to create bonds of kinship among men as the foundation of the social order. Rubin writes

The &ldquoexchange of women&rdquo is a seductive and powerful concept. It is attractive in that it places the oppression of women within social systems, rather than biology. Moreover, it suggests that we look for the ultimate locus of women&rsquos oppression within the traffic in women, rather than within the traffic in merchandise. (Rubin 1975: 175)

Trafficking in women to create social bonds among men, on Rubin&rsquos account, explains women&rsquos social subordination as wives and ultimately, and as nonfamilial sexual servants.

Both Lerner&rsquos and Rubin&rsquos accounts link the rise of prostitution to the subordination of women, and overlook the enslavement and prostitution of men, both in ancient and modern societies. Lerner&rsquos account fails to explain why female slaves were sexually exploited more than male slaves. Rubin does not explain why women, rather than men or opposite-sex pairs, were exchanged or &ldquotrafficked&rdquo in early kinship systems, and thus her account begs the question in regard to the rise of patriarchal kinship and political systems (Shrage 1994: 105, 131&ndash32). While consumers of commercial sexual services have been predominantly male throughout history, factors other than gender subordination have influenced whose sexual labor was bartered or sold, such as colonialism and racial subordination (Kempadoo 1999). By trying to explain contemporary sex commerce in terms of the subordination of women, these accounts overlook important historical and cultural discontinuities. For example, commercial sex providers have not always been regarded as ineligible for marriage and have, in some places, been integrated into their communities to a high degree (Shrage 1994: 109, 115 White 1990: 19 Rossiaud 1988: 70).

Carol Pateman deploys the concepts of liberal political theory to explain the existence of prostitution in modern societies. She argues that the social contract, which establishes the rights and freedoms of men in a liberal political order, also establishes the terms of women&rsquos subjection. In particular, the patriarchal social order includes an implicit agreement among men that grants them sexual access to women (Pateman 1988: 2). Men acquire sexual rights to particular women through marriage and prostitution. In other words, men have a class privilege&mdasha right to sexual relief from women&mdashwhich they can exercise by asserting their rights as husbands or johns. Like Lerner and Rubin, Pateman challenges the notion that prostitution results from men&rsquos biologically driven behavior, and instead explains prostitution as the incorporation of a particular conception of masculinity into modern political and social structures (Pateman 1988: 198&ndash99). In this way, modern prostitution represents the survival of some aspects of older illiberal social orders within the modern liberal state. Both traditional marriage and prostitution, for Pateman, Lerner, and Rubin, give men access to and control over the sexual capacities of women.

Kamala Kempadoo argues that &ldquothe global sex trade cannot be simply reduced to one monolithic explanation of violence to women&rdquo (Kempadoo 2001: 28). Kempadoo claims that older feminist models, which see prostitution as reflection of male power backed up by a monopoly on the use of physical force, are &ldquoinadequate to capture the various histories, oppression, and experiences of women of color&rdquo (Kempadoo 2001: 35, 37). Kempadoo examines how histories of racism, colonialism, militarism, and globalization structure the choices of first and third-world women of color. Although Kempadoo urges feminists to understand prostitution in terms of a broader range of social forces, she maintains that feminist theorizing about prostitution should avoid overlooking the agency of women of color by treating them as mere passive victims of oppression (Kempadoo 2001: 43). Kempadoo writes

The agency of Brown and Black women in prostitution has been avoided or overlooked and the perspectives arising from these experiences marginalized in dominant theoretical discourse on the global sex trade and prostitution. Our insights, knowledges, and understanding of sex work have been largely obscured or dominated by white radical feminist, neo-Marxist or Western socialist feminist inspired analyses that have been either incapable or unwilling to address the complexities of the lives of women of color. (Kempadoo 2001: 40)

Rather than conceptualize prostitution in terms of the sexual exploitation and degradation of women, Kempadoo advocates understanding prostitution as a kind of labor that is often performed by marginalized people (Kempadoo 2001: 45 Kempadoo and Doezema 1998: 4&ndash5 see also Leigh 1997). In this way, prostitution is similar to labor performed in other industries, such as agriculture, manufacturing, or transportation. By analyzing prostitution as a form of labor, rather than a form of social decay or evil, feminists can avoid unrealistic abolitionist approaches (Kempadoo and Doezema 1998 White 1990 Shrage 1996).

A number of feminist theorists analyze prostitution and trafficking in terms of neoliberal and neocolonial economic relationships, in which women from poor countries in the global south are conscripted to provide &ldquocomfort and recreation&rdquo for military personnel and other men from rich nations in the global north. Sometimes social elites in poor nations tolerate and promote their own &ldquosex tourism&rdquo enterprises, in which local women provide sexual labor to attract foreign capital (Enloe 1989: 36, 86 O&rsquoConnell Davidson 1998: 75 Bishop and Robinson 1998). Laura Agustín cautions feminists not to conflate voluntary (though illegal) migrants who are seeking more lucrative forms of sex work with trafficked women (Agustín 2007). Although poor, third-world (and second-world) women are often exploited by traffickers, some may be choosing to migrate and work in sex businesses over other occupations available to them (factory or domestic work) both in their home and target countries. Harsh laws against trafficking often exacerbate the plight of voluntary migrant sex workers who may be undocumented and working illegally (Kotiswaran 2011 Rajan 2003 Kempadoo and Doezema 1998). Anti-trafficking and anti-prostitution efforts should focus on eliminating forced work and migration, child labor, exploitative working conditions, and hostile legal environments for migrants and sex workers (Kotiswaran 2011: 47&ndash8).

Because sex workers often come from marginalized social groups, their basic rights as workers and citizens are frequently violated (Butler, C. 2015). Feminist theorists who recognize sex work as a legitimate choice that some people make, among a constricted set of opportunities in order to earn a living, also recognize that sex markets can take many forms. In some cases those who supply the labor are relatively free and empowered agents, and in other cases they are not. The challenge is to devise policies that prevent the recruitment of children and socially vulnerable people as providers, and that also protect the rights of those who enter such markets even with informed consent.

2.3 Can Markets in Sexual Services Be Effectively Regulated?

Trafficking in persons (human slavery) for any purpose, including sex commerce, is universally condemned and rightly so. Feminists disagree about whether all sex markets involve forced labor and sex. Those who regard commerce in sex categorically as a form of involuntary servitude and violence against women generally support laws that punish people who exchange money for sex in all circumstances (Jeffreys 1998 Barry 1996 Stark and Whisnant 2004). Feminists who hold that some sex work is performed by people who exert autonomy and moral agency generally support policies that permit exchanges of sex for money among consenting adults (Shrage 1996 Nussbaum 1999 Ditmore 2005 Leigh 2004). Having such policies is consistent with vigorous efforts to stop human trafficking.

Peter de Marneffe distinguishes four approaches to laws governing prostitution. (1) yasak involves criminalizing both the sale and purchase of sexual services, along with related activities, such as soliciting or operating a brothel. (2) Abolition involves criminalizing only the purchase of sexual services, along with related activities such as curb (&ldquokerb&rdquo) crawling or procuring. (3) Regulation (legalization) involves governmental licensing and regulating of sex work businesses. (4) Decriminalization involves removing criminal prohibitions for acts of purchasing or selling sex among consenting adults (de Marneffe 2010: 28&ndash30 see also Kotiswaran 2011: 16). According to de Marneffe, one can defend decriminalization by appealing to the moral right to self-sovereignty, without supporting legalization, especially of large scale enterprises (de Marneffe 2013).

Most feminists who oppose all sex commerce support abolition rather than prohibition, because the abolition approach treats the provider of sexual services as a victim rather than a criminal. To prosecute women for selling sex, some argue, just compounds their victimization and oppression. Sweden was the first country to adopt this approach (Watson 2019). Other feminists support regulation, because abolition can endanger sex workers by forcing their work underground in order to protect customers. The Netherlands and Germany have adopted some form of regulation, which basically aims to reduce the harms of prostitution rather than eliminate it. Some feminists support decriminalization (the approach now taken in New Zealand) because most regulatory approaches (e.g., mandatory registration and health checks for providers, restricting work sites through zoning and brothels, etc.) aim to protect customers and third parties, not sex workers, and contribute to the stigmatization of prostitutes as diseased and sinful (Nagle 1997 Kempadoo and Doezema 1998 Almodovar 2002 Leigh 2004). By contrast, regulationists worry that a laissez-faire approach leaves sex workers vulnerable to extreme exploitation, and some explore how employment law and policy can protect sex workers, as well as clients and third parties (Davis 2015 Shrage 1994 and 1996).

In the U.S., many sexual service providers work for escort agencies, and thereby manage to get around anti-prostitution laws. Because the client pays the agency for the escort&rsquos time and the provider does not take money directly from the client but only from the agency, sex between a professional escort and her client is often ignored by law enforcers. When agencies become aggressive and brazen in their advertising or business practices, they are sometimes prosecuted as fronts for prostitution. Yet, the full force of anti-prostitution laws tends to be felt by women who are destitute, drug-addicted, or just amateurs, who solicit customers directly or in public places. Under regimes of prohibition, anti-prostitution laws are often used against people who engage in survival sex, such as homeless women or minors who are not able to work in safer venues. Rarely are they used against middle class women who serially date men in pursuit of expensive gifts, college tuition, or living expenses (Shrage 2015). Anti-prostitution laws are also used to prosecute men who sexually and commercially exploit women (e.g., customers and pimps), but they are sometimes used to prosecute the boyfriends and co-workers of prostitutes with whom they have consensual and supportive relationships (Almodovar 1993). Police practices in the U.S., historically, have focused on arresting and prosecuting prostitutes, especially street workers, who may receive enhanced penalties if they know they are HIV positive. Women make up the majority of prostitutes and the majority of those arrested, and minority women are overrepresented among those arrested (Marganski 2012).

Over the past few decades, a few countries have moved toward toleration and regulation of the work activities of prostitutes, yet the larger trend has been toward criminalization, often with increased penalties for customers and pimps (see 100 Countries and Their Prostitution Policies). Feminist campaigns against prostitution and trafficking have mobilized to win approval for abolitionist policies. Essentially, the feminist anti-pornography movement of the 1970s and 1980s has evolved into the feminist anti-trafficking movement of the 21 st century. Both movements treat markets in sexually explicit materials and services as a form of violence against women, and claim that tolerating them perpetuates the social subordination of women. Like the anti-pornography movement in the 1980s, the anti-trafficking movement is finding common ground with social conservatives who have religious objections to non-marital sex, and, more recently, with political conservatives who want to keep economic migrants out of their countries.

In response to these and earlier efforts to block sex markets, an international sex workers&rsquo rights movement has formed to advocate for decriminalizing consensual adult sex work. Sex worker activists, many of whom are also feminists, have challenged scholarly research about their lives and work, and argue that criminalization renders them less able to protect their health and exercise their rights (Almodovar 1993 Pendleton 1997 Highleyman 1997 Queen 1997 Sprinkle 1998 Quan 2001 Bernstein 2000 Leigh 2004). Sex worker organizations are forming alliances with queer activists, labor unions, and human rights advocates to advance their political goals (Beloso 2012). In 2015, an influential human rights organization, Amnesty International, approved a resolution calling upon countries to decriminalize adult consensual sex work, which represents a huge victory for the sex workers rights movement.

Adrienne Davis argues that the abolitionist movement has had more political victories because this side is more united in their aims. By contrast, feminists supporting sex worker rights are deeply divided over whether to support regulation or decriminalization. Davis shows that advocates for regulation exaggerate the similarities of sex work with other types of work, while advocates for decriminalization exaggerate the differences. Davis proposes a &ldquosexual geographies&rdquo approach to sex work, which recognizes that the potential harms depend on where and how the work is performed. Virtual sex work, where providers are relatively anonymous and meet with customers only online, is relatively safe. Outcall work, where sex workers meet with customers in private spaces, such as hotel rooms, and have physical contact with their customers is significantly more risky. Exotic dancers, who perform in public venues, such as bars and clubs, and have limited physical contact with customers, face an intermediate level of risk. Health and safety regulations need to encompass different kinds of work sites and risks, and include appropriate measures for each.

Davis notes where current employment law in the U.S. is insufficient to address some of the risks that sex workers face, such as assault by customers and co-workers and invidious discrimination (Davis 2015). Employment regulations typically offer greater protection for injuries acquired in the course of doing one&rsquos job than for incidental violence and attacks. Davis also points out that sexual harassment will be more difficult to define in sex work contexts. Furthermore, because preferences for race, like gender, may be built into customers&rsquo sexual tastes and fantasies, employers and courts might view generally irrelevant personal characteristics as bona fide occupational qualifications. Nevertheless, Davis favors decriminalization with regulation, and challenges feminists to improve employment regulation so that there are better safeguards for sex work, and other work performed in non-traditional and diverse work sites.

In her theoretically nuanced and fair-minded overview of both radical feminist opposition to prostitution and liberal feminist advocacy of sex worker rights, Prabha Kotiswaran carves out a &ldquomiddle ground&rdquo feminist position. Middle ground feminism pays attention to the empirical realities of various sex trades and the efforts of sex worker organizations to protect the civil and economic rights of their members. Middle ground feminists are aware of how the sex industry is gendered and, at times, critically and respectfully engage with the proposals of sex worker advocates. For example, they may be skeptical of the alleged needs of men that the sex industry aims to serve, while recognizing that sex workers are not passive dupes but agents who exploit less than ideal background conditions. Middle ground feminists do not treat sex commerce as monolithic, but pay attention to the different ways that labor and capital are organized in different trades. They recognize that much of sex work, like other low status service work, is menial and sometimes unpleasant, but it is not work that is inherently degrading or violent to those who voluntarily perform it. They also recognize that sex work is continuous with much of the caregiving work women perform, as wives, mothers, nurses, teachers, nannies, and domestics, and do not single out the sex industry for assigning to women a disproportionate share of caregiving work in society. In this way, they do not treat sex work as exceptional in terms of its risks, difficulty, and larger societal effects. And finally, middle ground feminists are less likely to make common cause with anti-feminist sexual moralists and anti-immigrant conservatives, and are more likely to find common cause with unions of sex workers that are grappling with challenging working conditions and economic realities (Kotiswaran 2011).

List of site sources >>>


Videoyu izle: Part 1-5: Your Brain on Porn. Animated Series (Ocak 2022).