Tarih Podcast'leri

30 Mart 2017 Birinci Yılın 70. Günü - Tarih

30 Mart 2017 Birinci Yılın 70. Günü - Tarih

10:30AM BAŞKAN günlük istihbarat brifingini alır

oval Ofis

11:00 BAŞKAN Hazine Bakanı Steve Mnuchin ile görüştü

oval Ofis

12:00PM BAŞKAN, opioid ve uyuşturucu bağımlılığı üzerine yasama işleri öğle yemeğine ev sahipliği yapıyor

Roosevelt Odası

15:00 CUMHURBAŞKANI Danimarka Başbakanı Lars Lokke Rasmussen'i karşıladı

gözetleme

15:10 BAŞKAN, Başbakan Rasmussen ile görüştü

oval Ofis

15:25 BAŞKAN, Başbakan Rasmussen ile genişletilmiş ikili görüşmeye öncülük ediyor

Dolap Odası


Mortgage Oranları Geçmişi 1980'den 2017'ye

Ulusal Ortalama Sözleşme Mortgage Oranı, Federal Konut Finansmanı Kurulu'nun Aylık Faiz Oranı Anketinden (MIRS) türetilmiştir. Ekim 1989'dan önce, bu anket uzun yıllar eski Federal Konut Kredisi Bankası Kurulu (FHLBB) tarafından yürütüldü. Seri, Ekim 1991'e kadar ayın ilk 5 iş günü boyunca kapatılan krediler için ipotek kredisi verenlerden oluşan bir örneklem - tasarruf ve kredi birlikleri, tasarruf bankaları, ticari bankalar ve ipotek şirketleri - tarafından bildirilen ortalama sözleşme oranıdır. Kasım 1991'den bu yana ayın son 5 iş günü. Oran, önceden kullanılan tarım dışı müstakil evlerdeki geleneksel sabit ve ayarlanabilir oranlı kredilere dayanmaktadır. Seri, hem işlem süresi hem de kapatılan bir kredideki oranın genellikle iki veya üç ay önce yapılan bir oran taahhüdünü yansıtması nedeniyle faiz oranı eğilimlerini takip eder.

Bu seriyle ilgili güncel bilgiler, kayıtlı bir mesajda mevcuttur.
(202) 408-2940.


Zaman Çizelgesi: Siyahi Tarihin Önemli Anları

Borgna Brunner ve InfoPlease Staff tarafından

Gazete fotoğrafı
1780'lerden reklam

İlk Afrikalı köleler Virginia'ya geldi.

1746'da köleleştirilmiş bir kişi olan Lucy Terry, Massachusetts, Deerfield kasabasına yapılan son Amerikan Kızılderili saldırısını yazdığında bilinen en eski siyah Amerikalı şair olur. onun şiiri, Barın Dövüşü, 1855 yılına kadar yayınlanmadı.

Wheatley'in bir illüstrasyonu
onun kitabından

Phillis Wheatley'in kitabı Çeşitli Konularda, Dini ve Ahlaki Şiirler yayınlandı ve onu bunu yapan ilk Afrikalı Amerikalı yaptı.

Kuzeybatı Bölgesi'nde kölelik yasadışı hale getirildi. ABD Anayasası, Kongre'nin 1808'e kadar köle ticaretini yasaklayamayacağını belirtiyor.

Eli Whitney'in çırçır makinesini icadı, köle emeğine olan talebi büyük ölçüde artırır.

100 $ ödüllü afiş reklamı
1860'tan itibaren kaçak köleler için

Kaçan ve eyalet sınırlarını geçen kölelerin geri dönmesini sağlayan federal bir kaçak köle yasası çıkarıldı.

Köleleştirilmiş bir Afrikalı-Amerikalı demirci olan Gabriel Prosser, Richmond, Virginia'da yürümeyi amaçlayan bir köle isyanı düzenliyor. Komplo ortaya çıkar ve Prosser ve bir dizi isyancı asılır. Virginia'nın köle yasaları sonuç olarak sıkılaştırılır.

Kongre, Afrika'dan köle ithalatını yasakladı.

Missouri Uzlaşması, Missouri'nin güney sınırının kuzeyinde köleliği yasaklıyor.

Köleleştirilmiş bir Afrikalı-Amerikalı marangoz olan ve özgürlüğünü satın alan Danimarka Vesey, Charleston, Güney Carolina'yı kuşatma niyetiyle bir köle isyanı planlıyor. Arsa keşfedilir ve Vesey ve 34 işbirlikçi asılır.

Presbiteryen bakanı Robert Finley tarafından kurulan Amerikan Kolonizasyon Derneği, Batı Afrika'da Monrovia (sonunda Liberya ülkesi olacak) kolonisini kurar. Toplum, siyahların Afrika'ya göçünün, kölelik sorununa ve ırkların uyumsuzluğu olarak hissettiği şeye bir cevap olduğunu iddia ediyor. Önümüzdeki kırk yıl boyunca, yaklaşık 12.000 köle gönüllü olarak yeniden yerleştirildi.

Köleleştirilmiş bir Afrikalı-Amerikalı vaiz olan Nat Turner, Amerikan tarihindeki en önemli köle ayaklanmasına öncülük ediyor. O ve yandaşları, Virginia, Southampton County'de kısa, kanlı bir isyan başlatır. Milisler isyanı bastırır ve Turner sonunda asılır. Sonuç olarak, Virginia çok daha katı köle yasaları uygular.

William Lloyd Garrison yayınlamaya başlar. kurtarıcı, köleliğin tamamen kaldırılmasını savunan haftalık bir gazete. Kölelik karşıtı hareketin en ünlü isimlerinden biri haline geldi.

2 Temmuz 1839'da, köle gemisinde 53 Afrikalı köle Amistad kendilerini tutsak edenlere karşı ayaklandılar ve onları amaçlanan varış yeri Afrika yerine Long Island, NY'ye götüren geminin gezgini dışındaki herkesi öldürdüler. Joseph Cinqu grubun lideriydi. Gemideki köleler, İç Savaş öncesi Amerika Birleşik Devletleri'ndeki kölelik karşıtı hareket için farkında olmadan semboller haline geldi. Yerel ve federal mahkemelerin kölelerin ticari mallardan ziyade kaçırılan kurbanlar olarak alındığını iddia ettiği birkaç davadan sonra, köleler beraat etti. İspanyol gemisi Amistad'daki eski köleler, 1842'de sempatik misyoner topluluklarının yardımıyla Afrika'ya geçişi sağladılar.

Pennsylvania'dan Demokrat temsilci David Wilmot tarafından tanıtılan Wilmot Şartı, Meksika Savaşı'nda kazanılan topraklarda köleliği yasaklamaya çalışıyor. Hüküm Güneyliler tarafından engelleniyor, ancak kölelik konusundaki tartışmayı alevlendirmeye devam ediyor.

Frederick Douglass, kölelik karşıtı gazetesini çıkardı.

Harriet Tubman kölelikten kaçar ve Yeraltı Demiryolunun en etkili ve ünlü liderlerinden biri olur.

Meksika Savaşı'nda kazanılan toprakların köleliğe açık olup olmayacağı konusundaki tartışmalar 1850 Uzlaşması'nda kararlaştırıldı: Kaliforniya özgür bir devlet olarak kabul edildi, Utah ve New Mexico toprakları halk egemenliği tarafından kararlaştırıldı ve Köle ticareti Washington, DC yasaktır. Aynı zamanda, 1793'te kabul edilen orijinalinden çok daha katı bir kaçak köle yasası kurar.

Harriet Beecher Stowe'un romanı, Tom amcanın kabini yayınlandı. Kölelik karşıtı duyguları harekete geçiren en etkili çalışmalardan biri haline gelir.

Kongre, Kansas ve Nebraska bölgelerini kuran Kansas-Nebraska Yasasını kabul etti. Mevzuat, 1820 tarihli Missouri Uzlaşmasını yürürlükten kaldırıyor ve kölelik karşıtı ve kölelik yanlısı gruplar arasındaki gerilimi yeniliyor.

Dred Scott davası, Kongre'nin eyaletlerde köleliği yasaklama hakkına sahip olmadığını ve ayrıca kölelerin vatandaş olmadığını savunuyor.

John Brown ve 21 takipçisi, bir köle isyanı başlatmak amacıyla Va. (şimdi W. Va.) Harpers Ferry'deki federal cephaneliği ele geçirdi.

Derin Güney ayrıldığında ve İç Savaş başladığında Konfederasyon kurulur.

Başkan Lincoln, Konfederasyon devletlerinde "köle olarak tutulan tüm kişilerin" "özgür olduğunu ve bundan böyle özgür olacağını" ilan eden Kurtuluş Bildirgesi'ni yayınladı.

Kongre, yeni özgürleşen siyahların haklarını korumak için Freedmen Bürosu'nu kurdu (Mart).

Ku Klux Klan, Tennessee'de eski Konfederasyonlar (Mayıs) tarafından kuruldu.

Amerika Birleşik Devletleri'ndeki kölelik, Teksas'taki 250.000 köle sonunda İç Savaşın iki ay önce sona erdiği haberini aldığında (19 Haziran) fiilen sona erdi.

Köleliği yasaklayan Anayasanın Onüçüncü Değişikliği onaylandı (6 Aralık).

Kara kodlar Güney eyaletleri tarafından geçirilir ve yeni serbest bırakılan kölelerin haklarını büyük ölçüde kısıtlar.

Eski Konfederasyonu beş askeri bölgeye bölen ve serbest bırakılan kölelerin medeni haklarını garanti eden bir dizi Yeniden Yapılanma yasası çıkarıldı.

Vatandaşlığı tanımlayan Anayasanın Ondördüncü Değişikliği onaylandı. Amerika Birleşik Devletleri'nde doğan veya vatandaşlığa kabul edilen kişiler, köle olarak doğanlar da dahil olmak üzere Amerikan vatandaşıdır. Bu, siyahların vatandaş olmadığına hükmeden Dred Scott Davasını (1857) geçersiz kılar.

Howard Üniversitesi'nin hukuk okulu, ülkenin ilk siyah hukuk okulu oldu.

Siyahlara oy kullanma hakkı veren Anayasanın On Beşinci Değişikliği onaylandı.

Mississippi'den Hiram Revels, ülkenin ilk Afrikalı-Amerikalı senatörü seçildi. Yeniden Yapılanma sırasında, Kongre'de on altı siyah ve eyalet yasama organlarında yaklaşık 600 kişi görev yaptı.

Güneyde yeniden yapılanma sona eriyor. Afrikalı Amerikalılar için bazı temel sivil haklar sağlamaya yönelik federal girişimler hızla aşınır.

Kara Çıkış, on binlerce Afrikalı Amerikalının güney eyaletlerinden Kansas'a göç ettiği yer alır.

ABD'deki siyah kadınlar için ilk kolej olan Spelman College, Sophia B. Packard ve Harriet E. Giles tarafından kuruldu.

Booker T. Washington, Alabama'da Tuskegee Normal ve Endüstri Enstitüsü'nü kurdu. Okul, Afrikalı Amerikalılar için önde gelen yüksek öğrenim okullarından biri haline gelir ve bilginin pratik uygulamasını vurgular. 1896'da George Washington Carver, tarımsal araştırma bölümünün müdürü olarak orada ders vermeye başladı ve tarımsal ilerlemeleri için uluslararası bir ün kazandı.

Plessy v. Ferguson: Bu dönüm noktası niteliğindeki Yüksek Mahkeme kararı, ırk ayrımcılığının anayasal olduğunu ve Güney'deki baskıcı Jim Crow yasalarının önünü açtığını kabul ediyor.

AĞ. DuBois, NAACP'nin öncüsü olan Niagara hareketini kurdu. Hareket kısmen Booker T. Washington'un beyaz topluma uyum politikasına bir protesto olarak kuruldu Niagara hareketi, Amerikan yaşamının tüm alanlarında acil eşitlik çağrısında bulunan daha radikal bir yaklaşımı benimsiyor.

Ulusal Renkli İnsanların Gelişimi Derneği, New York'ta önde gelen siyah beyaz entelektüeller tarafından kuruldu ve W.E.B. Du Bois. Önümüzdeki yarım yüzyıl boyunca, siyasi eşitlik ve sosyal adalete adanmış, ülkenin en etkili Afrikalı-Amerikalı sivil haklar örgütü olarak hizmet edecekti. Kriz, lansmanı yapıldı. Tanınmış liderleri arasında James Weldon Johnson, Ella Baker, Moorfield Storey, Walter White, Roy Wilkins, Benjamin Hooks, Myrlie Evers-Williams, Julian Bond ve Kwesi Mfume vardı.

Marcus Garvey, "ırk gururu ruhunu teşvik etmek" ve siyahlar arasında dünya çapında bir birlik duygusu yaratmak için etkili bir siyah milliyetçi örgüt olan Evrensel Zenci İyileştirme Derneği'ni kurar.

Harlem Rönesansı 1920'lerde ve 1930'larda gelişir. Bu edebi, sanatsal ve entelektüel hareket, yeni bir siyah kültürel kimliği besliyor.

Scottsboro, Ala'da dokuz siyah genç, iki beyaz kadına tecavüz etmekle suçlanıyor. Kanıtlar zayıf olmasına rağmen, güneydeki jüri onları ölüme mahkum etti. Yüksek Mahkeme, Alabama'nın onları her yeniden denemesinde suçlu bularak mahkumiyetlerini iki kez bozar. Üçüncü bir davada, Scottsboro çocuklarından dördü serbest bırakıldı, ancak beşi uzun hapis cezalarına çarptırıldı.

Jackie Robinson, Branch Rickey tarafından Brooklyn Dodgers'a imzalandığında Major League Baseball'un renk bariyerini kırıyor.

Afrikalı Amerikalılar her büyük ABD savaşına katılmış olsalar da, Başkan Harry S. Truman'ın ABD silahlı kuvvetlerini entegre eden bir yürütme emri yayınlaması II.

Malcolm X, İslam Milleti'nin bakanı oldu. Önümüzdeki birkaç yıl boyunca etkisi, Siyah Müslümanların en güçlü iki üyesinden biri olana kadar artar (diğeri lideri Elijah Muhammed'di). Siyah milliyetçi ve ayrılıkçı bir hareket olan İslam Milleti, siyahların sorunlarını yalnızca siyahların çözebileceğini iddia ediyor.

Soldan sağa resim:
George EC Hayes,
Thurgood Marshall,
ve James Nabrit

Kahverengi v. Topeka Eğitim Kurulu, Kans. okullarda ırk ayrımcılığının anayasaya aykırı olduğunu ilan eder (17 Mayıs).

Genç bir siyah çocuk, Emmett Till, Mississippi'de beyaz bir kadına ıslık çaldığı iddiasıyla vahşice öldürüldü. Suçla suçlanan iki beyaz adam, tamamı beyazlardan oluşan bir jüri tarafından beraat etti. Daha sonra cinayeti işlemekle övünürler. Davanın yarattığı kamuoyu öfkesi, sivil haklar hareketini teşvik etmeye yardımcı oluyor (Ağustos).

Rosa Parks, bir otobüsün "renkli bölümünün" önündeki koltuğunu beyaz bir yolcuya vermeyi reddediyor (1 Aralık). Montgomery'nin siyah topluluğu, tutuklanmasına yanıt olarak, bir yıl boyunca başarılı bir otobüs boykotu başlattı. 21 Aralık 1956'da Montgomery'nin otobüslerinde ırk ayrımı kaldırıldı.

Bir sivil haklar grubu olan Güney Hristiyan Liderlik Konferansı (SCLC), Martin Luther King, Charles K. Steele ve Fred L. Shuttlesworth (Ocak-Şubat) tarafından kurulmuştur.

Vali Orval Faubus'un emriyle dokuz siyah öğrencinin okula girmesi engellenir. (24 Eylül). Federal birlikler ve Ulusal Muhafızlar, "Little Rock Nine" olarak bilinen öğrenciler adına müdahale etmeye çağrılır. Bir yıllık şiddetli tehditlere rağmen, "Little Rock Nine" dan birkaçı Central High'dan mezun olmayı başarır.

Greensboro, Kuzey Carolina'da dört siyah öğrenci, Woolworth'ün ayrılmış bir öğle yemeği tezgahında oturma eylemi başlattı (1 Şubat). Altı ay sonra "Greensboro Four"a aynı Woolworth'ün tezgahında öğle yemeği servis edilir. Olay, Güney'de pek çok benzer şiddetsiz protestoyu tetikliyor.

Genç siyahlara sivil haklar hareketinde (Nisan) yer sağlayan Şiddetsiz Öğrenci Koordinasyon Komitesi (SNCC) kuruldu.

İlkbahar ve yaz boyunca, öğrenci gönüllüleri, otobüs ve tren istasyonlarını içeren eyaletler arası seyahat tesislerinde ayrımcılığı yasaklayan yeni yasaları test etmek için Güney'de otobüs gezileri yapmaya başlar. "Özgürlük binicileri" olarak adlandırılan birkaç grup, yol boyunca öfkeli çetelerin saldırısına uğrar. Irk Eşitliği Kongresi (CORE) ve Şiddetsiz Öğrenci Koordinasyon Komitesi (SNCC) tarafından desteklenen programa siyah beyaz 1000'den fazla gönüllü katılıyor.

James Meredith, Mississippi Üniversitesi'ne kaydolan ilk siyah öğrenci oldu (1 Ekim). Başkan Kennedy, ayaklanma patlak verdikten sonra 5.000 federal birlik gönderir.

Martin Luther King, Birmingham, Ala'daki ayrımcılık karşıtı protestolar sırasında tutuklandı ve hapse atıldı. Şiddet içermeyen sivil itaatsizliği savunan "Birmingham Hapishanesinden Mektup" yazıyor.

Washington'da İş ve Özgürlük Yürüyüşü'ne yaklaşık 250.000 kişi katıldı ve bu, ülkenin başkentinde şimdiye kadar görülen en büyük gösteri. Martin Luther King ünlü "Bir Rüyam Var" konuşmasını yapıyor. Yürüyüş, medeni haklar mevzuatı için bir ivme oluşturuyor (28 Ağustos).

Vali George Wallace'ın fiziksel olarak yollarını engellemesine rağmen, Vivian Malone ve James Hood Alabama Üniversitesi'ndeki derslere kaydolur.

Pazar okuluna giden dört siyahi genç kız, sivil haklar toplantıları için popüler bir yer olan Onaltıncı Cadde Baptist Kilisesi'nde bir bomba patladığında öldürülür. Birmingham'da iki siyah gencin daha ölümüne yol açan isyanlar patlak verdi (15 Eylül).

Goodman'ın FBI fotoğrafları,
Chaney ve Schwerner

Başkan Johnson, Yeniden Yapılanma'dan bu yana en kapsamlı sivil haklar yasası olan Sivil Haklar Yasasını imzaladı. Irk, renk, din veya ulusal kökene dayalı her türlü ayrımcılığı yasaklar (2 Temmuz).

Üç sivil haklar çalışanının (Andrew Goodman, James Earl Chaney ve Michael Schwerner) cesetleri bulundu. KKK tarafından öldürülen James E. Chaney, Andrew Goodman ve Michael Schwerner, Mississippi'de (Ağustos) siyah seçmenleri kaydetmek için çalışıyorlardı.

Martin Luther King, Nobel Barış Ödülü'nü aldı. (Ekim)

Sidney Poitier, filmdeki rolüyle En İyi Erkek Oyuncu Oscar'ını kazandı. Tarla zambakları. Ödülü kazanan ilk Afrikalı Amerikalı.

Siyah milliyetçi ve Afro-Amerikan Birliği Örgütü'nün kurucusu Malcolm X, suikasta kurban gitti (21 Şubat).

Eyalet askerleri, Selma, Ala'daki Pettus Köprüsü'nü geçmeye çalışan Rahip Martin Luther King, Jr. liderliğindeki barışçıl göstericilere şiddetle saldırdı. Polisin göz yaşartıcı gaz, kamçı ve sopa kullanmasının ardından, "Kanlı Pazar"da elli yürüyüşçü hastaneye kaldırıldı onlara karşı. Yürüyüş, beş ay sonra (7 Mart) oy hakkı yasasının yürürlüğe girmesi için katalizör olarak kabul ediliyor.

Kongre, 1965 tarihli Oy Hakları Yasasını kabul ederek Güneyli siyahların oy kullanmak için kaydolmasını kolaylaştırdı. Okuryazarlık testleri, anket vergileri ve siyahların oylarını kısıtlamak için kullanılan bu tür diğer gereklilikler yasa dışı hale getirildi (10 Ağustos).

Los Angeles'ın siyah bir bölgesi olan Watts'ta altı gün süren ayaklanmalarda 35 kişi öldü ve 883 kişi yaralandı (11-16 Ağustos).

Bobby Seale
ve Huey Newton

Şiddetsiz Öğrenci Koordinasyon Komitesi (SNCC) lideri Stokely Carmichael, Seattle'da yaptığı bir konuşmada (19 Nisan) "kara güç" ifadesini kullanıyor.

Büyük yarış isyanları Newark (12-16 Temmuz) ve Detroit'te (23-30 Temmuz) gerçekleşir.

Başkan Johnson, Thurgood Marshall'ı Yüksek Mahkeme'ye atadı. İlk siyah Yüksek Mahkeme Yargıcı olur.

Yargıtay karar verir sevgi dolu v. Virjinya ırklararası evliliğin yasaklanması anayasaya aykırıdır. On altı eyalette hala melezleşme karşıtı yasalar var ve bunları revize etmek zorunda kalıyor.

Görgü tanıkları
suikast
Martin Luther King, Jr.

Martin Luther King, Jr., Memphis, Tenn'de öldürüldü (4 Nisan).

Başkan Johnson, konut satış, kiralama ve finansmanında ayrımcılığı yasaklayan 1968 tarihli Sivil Haklar Yasasını imzaladı (11 Nisan).

Shirley Chisholm, ABD'nin ilk siyah kadın temsilcisi oldu. New York'tan bir Demokrat, Kasım ayında seçildi ve 1969'dan 1983'e kadar görev yaptı.

Kötü şöhretli Tuskegee Frengi deneyi sona erer. 1932'de başlayan ABD Halk Sağlığı Servisi'nin frenginin son evrelerindeki 399 siyah erkek üzerinde yaptığı 40 yıllık deney, "insanları, frenginin ne kadar sürdüğünü uzun ve verimsiz bir çalışmada laboratuvar hayvanları olarak kullanan bir deney olarak tanımlandı. birini öldür."

Yargıtay davası, Kaliforniya Üniversitesi Regents v. bakke olumlu eylemin anayasaya uygunluğunu onayladı, ancak azınlıklara daha fazla fırsat sağlanmasının çoğunluğun hakları pahasına gelmemesini sağlamak için buna sınırlamalar getirdi (28 Haziran).

Guion Bluford Jr. uzaya çıkan ilk Afrikalı-Amerikalı oldu. Florida'daki Kennedy Uzay Merkezi'nden uzay mekiğiyle havalandı. meydan okuyan 30 Ağustos'ta.

Bir jürinin Afro-Amerikan Rodney King'i videoya kaydeden (29 Nisan) dövdüğü için dört beyaz polis memurunu beraat ettirmesinin ardından, Los Angeles'ın güney merkezinde on yıllardır ilk yarış isyanları patlak verdi.

Colin Powell, ilk Afrika kökenli Amerikalı ABD Dışişleri Bakanı oldu.

Halle Berry, En İyi Kadın Oyuncu Oscar'ını kazanan ilk Afrikalı Amerikalı kadın oldu. Rolü için heykeli eve götürüyor. Canavar Topu. yıldızı Denzel Washington Antrenman günü, En İyi Erkek Oyuncu ödülünü alarak, Afrikalı-Amerikalıların hem en iyi erkek oyuncu hem de kadın oyuncu Oscar'larını kazandığı ilk yıl oldu.

İçinde Grutter v. bollinger1978'den bu yana en önemli olumlu eylem kararı bakke davada, Yüksek Mahkeme (5?4), Michigan Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nin politikasını onaylar ve ırkın kolejler tarafından öğrencilerini seçerken göz önünde bulundurulan birçok faktörden biri olabileceğine karar verir, çünkü bu, "öğrencilerden gelen eğitimsel faydaları elde etmeye yönelik zorlayıcı bir ilgiyi artırır. çeşitli bir öğrenci topluluğu." (23 Haziran)

Condoleezza Rice, ABD'nin ilk siyah kadın Dışişleri Bakanı oldu.

İçinde Ebeveynler v. Seattle ve Meredith v. Jefferson, sert bir şekilde bölünmüş bir mahkeme, Seattle ve Louisville, Ky.'daki öğrencileri okullara gönderirken ırkı dikkate alarak okullarda çeşitliliği korumaya çalışan programların anayasaya aykırı olduğuna dair 5'e 4 karar verdiğinde, olumlu eylem bir aksilik yaşar.

Senatör Barack Obama, Chicago'dan Demokrat, başkan için büyük bir parti adayı olarak gösterilen ilk Afrika kökenli Amerikalı oldu.

4 Kasım'da, Barack Obama, Cumhuriyetçi aday Senatör John McCain'i mağlup ederek ABD başkanı seçilen ilk Afrikalı Amerikalı oldu.

Chicago'dan Barack Obama Demokrat, ilk Afrikalı-Amerikalı başkan ve ülkenin 44. başkanı oldu.

2 Şubat'ta ABD Senatosu, 75'e 21 oyla, Eric H. Holder, Jr.'ın Birleşik Devletler Başsavcısı olduğunu onayladı. Holder, Başsavcı olarak görev yapan ilk Afrikalı Amerikalı.

9 Ağustos'ta 18 yaşındaki silahsız Michael Brown, Ferguson, Mo.'da Darren Wilson tarafından vurularak öldürüldü. 24 Kasım'da, büyük jürinin Wilson'ı suçlamama kararı açıklanması, Ferguson'da ve Chicago, Los Angeles, New York ve Boston dahil olmak üzere ABD'deki şehirlerde protestolara yol açtı.

Staten Island büyük jürisinin Aralık ayında Eric Garner'ın ölümüne karışan polis memuru Daniel Pantaleo'yu suçlamama kararı vermesinin ardından protestolar ülke geneline yayılmaya devam etti. Garner, Temmuz ayında Pantaleo tarafından bir boğaza yerleştirildikten sonra öldü.

114. Kongre, Temsilciler Meclisi'nde 46 ve Senato'da iki siyah üyeden oluşuyor.

Michael Bruce Curry, Piskoposluk Kilisesi'nin ilk Afrikalı-Amerikalı Başkan Piskoposu oldu.

Simone Biles, tek bir oyunda kadın jimnastiğinde dört Olimpiyat altın madalyası (ayrıca 2016 Rio Olimpiyatları'nda bronz madalya) kazanan ilk Afrikalı-Amerikalı ve kadın oldu. Ayrıca, Simone Manuel Rio'da ilk Afrikalı- Amerikalı kadın olimpik yüzmede bireysel bir yarışma kazandı.

Carla Hayden, Kongre Kütüphanesi'nin ilk kadın Afrikalı-Amerikalı başkanı olarak doğrulandı.


3 Eylül 2017: Hileli rejim, uzun menzilli bir füze için tasarlanmış gelişmiş bir hidrojen bombasını patlattığını söyleyerek altıncı ve en güçlü nükleer testini gerçekleştiriyor.

ABD henüz silahın bir hidrojen bombası olduğunu doğrulamamış olsa da, uzmanlar patlamanın önceki Kuzey Kore nükleer testlerini aşan bir patlama yarattığı konusunda geniş çapta hemfikir.

Norveçli bir jeoloji araştırma kuruluşu olan Norsar'a göre, yakın zamanda test edilen bombanın 120 kilotonluk bir patlama verimine sahip olduğu tahmin ediliyor, bu da 265 milyon pound değerinde TNT'den oluşturulan bir patlamaya eşit.


Twitter, TikTok ve YouTube'da En Çok Takipçi

Ancak sosyal medyaya hakim olanlar sadece ünlüler değil.

Tek bir sosyal medya platformunda başlayan ve büyük takipçi kitlesi edinen kişiler arasında TikTok'un en çok takip edilen yıldızı Charli D'Amelio ve YouTubers Germán Garmendia, Felix “PewDiePie” Kjellberg ve Whindersson Nunes Batista yer alıyor.

Politikacılar da önde gelen etkileyicilerdi. Eski ABD Başkanı Barack Obama en çok takipçiye sahip heyecanve Hindistan Başbakanı Narendra Modi'nin sahip olduğu 175 milyon takipçi sosyal medya üzerinden.

Eski ABD Başkanı Donald Trump, 8 Ocak 2021'de birden fazla platformdan yasaklanmadan önce sosyal medyada 140 milyondan fazla takipçisiyle listeye girecekti.


Dow'un çalkantılı geçmişi, tek bir grafikte

Dow Jones Endüstriyel Ortalama DJIA, %+1.76, finans sektöründeki en eski ve en iyi bilinen endekslerden biridir. Doğası gereği, dünyanın en büyük borsası için bir kriter olarak, yıllar içinde küresel güvenin önemli bir barometresi haline geldi.

MoKa Investors'ın genel müdürü Chris Kacher, Dow'un 1896'dan bu yana gösterdiği performansın, endeksin zirvelerinin ve dip noktalarının ABD ekonomisinin zaferlerini ve sıkıntılarını nasıl yansıttığını gösteren bir grafik yayınladı. Ancak bundan daha fazlası, grafik, Dow'un nasıl yatırımcıların önemli küresel olaylara verdiği yanıtların bir kronolojisi haline geldiğini de gösteriyor.

En basit haliyle, grafik bir kez daha kanıtlıyor ki, uzun vadede borsa her zaman yükselir çünkü Kacher'e göre "zeka, yaratıcılık ve yenilik her zaman korkuya galip gelir".

Ancak aynı zamanda, piyasa katılımcılarının getirilerini en üst düzeye çıkarmak için belirsizlik zamanlarında çevik kalmaları gereken temel mantranın da altını çiziyor.

Stratejist, yatırımcıların değişen piyasa koşullarına karşı akışkan kalmaları ve hisse senetlerine bağlı kalmamaları gerektiğini söyledi.

“Hızlı zengin olma planı yok. Bir düğmeye basıp sonsuza kadar çalışmasına izin verdiğiniz kara kutu diye bir şey yoktur. Yatırım yapmak, beyin cerrahisinden daha zordur,” dedi Kacher MarketWatch'a.

Kariyerine 12 bileşenle başlayan Dow, ömrü boyunca %50.000'den fazla arttı. Akademisyenler Lawrence Officer ve Samuel Williamson tarafından yönetilen Measuring Worth web sitesine göre, aynı dönemde ABD'nin nominal gayri safi yurtiçi hasılası %118,583 oranında arttı.

Ancak Dow'un yukarı yönlü gidişatı her zaman pürüzsüz olmadı. Sonunda mavi çip endeksini 2017'de 20.000 işaretinin ötesine taşıyan enerji patlamaları arasında, piyasanın aşağı yönlü bir sarmalda kaldığı veya yana doğru hareket ettiği uzun sefalet dönemleri vardı.

Piyasanın 1929 borsa çöküşünden kurtulması 25 yıl ve hisse senetlerinin Vietnam Savaşı, 1973 petrol şoku ve Başkan Richard Nixon'ın istifasının birleşik etkisinden toparlanması 16 yıl aldı.

Geçen yıl rekorlar için bir yıldı: Dow, rekor kırmak için kelimenin tam anlamıyla bir rekor kırdı. 2017'de Dow, yıl boyunca 71 kapanış rekoru kırarak %25.1 ekledi. S&P 500 endeksi SPX %+1.40, %19.4 ve Nasdaq COMP %+0.79 %28.2 yükseldi. Her üç endeks de 2013'ten bu yana en iyi yıllarını kaydetti ve Nasdaq, WSJ Market Data Group'a göre 1975'ten 1980'e kadar süren birinden bu yana en uzun serisini üst üste altıncı yılına taşıdı.

Kacher için mevcut piyasa, yatırımcıların kendilerini duygularından uzaklaştırmaları ve ayakları üzerinde durmaları gereken bir durum.

Kacher geçen yıl, "Küçük bir devrilme noktasındayız ve pazarın nereye gittiğinden emin değiliz" dedi. "Bunlar eşi benzeri olmayan zamanlar. Bu büyüklükteki küresel borcun tarihsel olarak felaketli bir sonu var.”

Yatırımcılar, bir bitcoin BTCUSD, +%0,15'lik çöküşten kolay para politikalarının sonuna kadar uzanan büyük, kalın bir risk faktörleri listesiyle karşı karşıya kaldıkça, bu belirsizlik durumunun 2018'de oyalanması muhtemeldir.

Sonuç olarak, yatırımcılar değişen çevreye uyum sağlamak için stratejilerini ayarlamaya hazır olmalıdır.

120 yıllık grafiğinin açıkça gösterdiği gibi, piyasa her zaman toparlanır. Ama bazen, sadece biraz daha uzun sürer.

Sonrakini Oku

Sonrakini Oku

Barron's: Yeni Bir Apple iPhone Hisse Senedini Kaldırabilir. İşte O Zaman Gelebilir.

Apple hissesi bu yıl şimdiye kadar yatay seyretti, ancak Wedbush analisti Dan Ives'in Eylül ayı sonlarında yeni bir telefon duyurusu gördüğü için bu değişebilir.


ABD Tarihindeki İlk Toplu Cinayetin Öyküsü

1949 İşçi Bayramı'nda Howard Unruh sinemaya gitmeye karar verdi. Camden, New Jersey'deki dairesinden ayrıldı ve Philadelphia şehir merkezindeki Aile Tiyatrosu'na gitti. O geceki faturada çifte özellik vardı, ikiyüzlü gangster filmi. Yasayı Aldattım ve Bayan Kumar, Barbara Stanwyck bir poker ve zar oyunu bağımlısı oynuyor. Ancak Unruh fotoğraflarla ilgilenmiyordu. Haftalardır birlikte olduğu bir adamla tanışması gerekiyordu.

Ne yazık ki, o sırada 28 yaşında olan Unruh için trafik onu alıkoymuş ve Market St.'de ünlü bir eşcinsel alım noktası olan tiyatroya vardığında randevusu gitmişti. Unruh, gece 02:20'ye kadar karanlıkta oturdu ve filmlerin birden çok ekran döngüsünü acı bir şekilde karıştırdı. Sabah saat 3'te New Jersey'deki evine geldiğinde, arka bahçesinin arka ucundaki yeni inşa edilmiş çitin, yan binada yaşayan ve yaşadığı dairenin altındaki eczanenin sahibi olan Cohen'lerle devam eden bir kan davasını bastırmak için diktiğini gördü. annesiyle paylaştığı, tahrif edilmişti. Kapı eksikti.

Bu bardağı taşıran son damla oldu. Unruh, birkaç yıldır Cramer Hill komşularından birkaçını küçük münakaşalar, algılanan hakaretler ve lakaplar yüzünden öldürmeyi düşünüyordu ve bunların hepsi psikozunu besledi. Unruh, dünyanın onu almak için dışarı çıktığını düşündü, bu yüzden küçük köşesinde intikam almaya karar verdi. Dairesine girdi, Philadelphia'daki bir spor malzemeleri mağazasından 37.50 $'a satın aldığı 9 mm'lik Alman Luger P08 tabancasını çıkardı ve iki klips ve 33 serbest fişekle sabitledi. Uyuyamayınca, 1950'lerin çocuk kitabında bulacağınız bir grup yerel esnaftan, amaçlanan hedeflerinin bir listesini daha yaptı: eczacı, kunduracı, terzi ve restoran sahibi. Sonunda, Unruh uyuyakaldı.

Birkaç saat sonra, 6 Eylül Salı sabahı Unruh, 20 dakikalık bir saldırıda 13 kişiyi öldürerek ve üç kişiyi yaralayarak 'Ölüm Yürüyüşü'ne başlayacaktı ve ardından tehlikeli bir çatışmanın ardından polis tarafından sürüklenip götürülecekti. itfaiye. Kriminoloji çevreleri ve yerel eski zamanlayıcılar dışında biraz unutulmuş bir adam olan Unruh, silahlı öfkeli bir adamın katliama neden olduğu trajik bir şekilde çok tanıdık Amerikan hikayesinin erken bir bölümüydü.

Cain, Abel'ı öldürdüğünden beri katiller oldu ve Unruh kesinlikle birden fazla kurbanın hayatını alan ilk Amerikalı değildi. FBI, bir “toplu cinayet”'i tek bir olayda (genellikle bir noktada) dört veya daha fazla kurban olarak tanımlar. Seri katiller ve çılgın katiller kendi kategorilerine giriyor ve ayrıca öldürülenlerin aksine vurulan insan sayısını sayan yeni bir kitle kaynaklı "kitlesel atış" izleme sistemi var, ancak bu resmi bir veri seti değil. Bilinen şey, dünya nüfusunun yüzde beşini barındıran Amerika Birleşik Devletleri'nin, 1966-2012 yılları arasında dünya çapındaki kitlesel atıcıların yaklaşık üçte birine ev sahipliği yaptığıdır. Ondan önce, Unruh'lar gibi toplu silah cinayetleri bir tehdit olarak görülemeyecek kadar nadirdi.

Harold Schechter, 'Amerika kurulduğundan beri kötü şöhretli katiller oldu, ancak Unruh'un zamanından önce kitlesel ateş etme fenomenine sahip değildiniz çünkü insanların yarı otomatik silahlara erişimi yoktu,' diyor Harold Schechter, gerçek bir suç. 19. yüzyıla kadar giden kötü şöhretli katiller hakkında yazan romancı.

Terminoloji biraz değiştirilebilir olsa da, Unruh genellikle 2013'ten bu yana 1.000'den fazla kurbanın haberine hakim olan okul ve işyeri tetikçilerinin şablonu olan “yalnız kurt” tipi modern toplu katillerin ilki olarak kabul edilir. Unruh, kanlı ayak izlerini takip edenleri de tanımlayan, kendine özgü bir kişilik tipiydi.

“Unruh gerçekten toplu cinayet profiline uyuyor. Adli psikoloji profesörü Katherine Ramsland, katı bir mizacı, hüsrana uğramayı ya da insanların ona istediği gibi davranmamasını kabul edememesi ve insanların her şeyi kabul ettiği ve devam ettiği bir izolasyon duygusuna sahipti. DeSales Üniversitesi'nde ceza adaleti alanında yüksek lisans direktörü ve ayrıca aşağıdakiler de dahil olmak üzere yaklaşık 60 kurgusal olmayan kitabın yazarıdır. Kitle Katillerinin Zihninin İçinde: Neden Öldürürler?. Serbestçe dolaşan bir öfkesi vardı, kinleri vardı, kullanmayı bildiği silahlara sahipti ve birinin bunu ödemeye karar verdiğine karar verdi. İçten yanma için tipik bir reçetedir.

Unruh, İkinci Dünya Savaşı'nda silah kullanmayı öğrendi, 342. Zırhlı Topçu'da görev yaptı ve Bulge Savaşı'nda Bastogne'nin kabartmasında yer aldı. Ara sıra bir tank nişancısı olarak görev yaptı ve övgüler aldı, ancak birinci sınıf er rütbesinin üzerine asla çıkmadı. Komutanları, emirleri iyi yerine getirdiğini söyledi. Bununla birlikte, savaşta, öldürdüğü her Alman'ın titiz notlarını tuttu. Günü, saati ve yeri not eder ve koşullar uygun olduğunda cesetleri rahatsız edici kanlı ayrıntılarla anlatırdı. Cinayetlerden sonra, Unruh'un küçük kardeşi Jim, gazetecilere ayinden sonra aynı olmadığını ve asla eskisi gibi davranmadığını söylerdi, ancak Howard onurlu bir şekilde taburcu edildi, hiçbir zihinsel kaydı yoktu. hastalık.

Savcı Mitchell Cohen, hastanede Unruh'u sorgular. Unruh, dairesinde barikat kurarken kalçasından kurşun yarası aldı. (AP Fotoğrafı/PX) Cohen, Unruh'un yoldan geçen 13 kişiyi öldürdüğü mahallenin bir çizimine işaret ediyor. Camden şehir dedektifleri ve silahlı çatışmaların görgü tanıkları, bakıyorlar. (AP Fotoğrafı) Unruh sits with hands shackled in Camden City Hall after questioning by detectives. (© Bettmann/CORBIS) Unruh lived on this corner in Camden, New Jersey. (Patrick Sauer)

Back in Camden, Unruh decorated his apartment with war collectibles. His peeling walls were adorned with pistols and bayonets, while machetes and ashtrays crafted out of German shells laid about the room. In the basement, he set up a target range and practiced shooting, even though a low ceiling meant he could only fire from a kneeling or lying position. One gun he shot was a prized Nazi Luger he brought back as a souvenir.

Prior to joining the army in 1942, Unruh had lived a normal, if unremarkable, life. He was born on January 20, 1921 to Sam and Freda (sometimes referred to as Rita) Unruh. They separated when Howard was a boy. He and Jim were raised in Camden by their mother, who worked as a packer at the Evanston Soap Company. The October 1949 psychiatric report that formally declared Unruh insane, noted that Unruh had a “rather prolonged period of toilet training” and “did not walk or talk until 16 months old,” but otherwise he was basically an average unassuming kid. He was pious, regularly read the Bible and attended services at St. Paul’s Evangelical Lutheran Church. Howard was shy, kept to himself for the most part, consumed with his two favorite hobbies, stamp collecting and building model trains. He wasn’t a drinker or a smoker, even as an adult. The yearbook from Woodrow Wilson High noted his ambition was to work for the government and fellow students called him “How.”

Between high school and World War II, Unruh worked a series of blue-collar jobs, which he picked up for a spell after returning from Europe. He worked for a printing outfit, the Acorn Company, and then operated a metal stamping press at Budd Manufacturing, but neither job lasted a year. His one stab at a career came when he enrolled in pharmacy school at Temple University, but he dropped out after a few months. By December of 1948, he was unemployed and living full-time with his mother back in Cramer Hill. He ventured out in his neighborhood, but didn’t have any friends he called upon. A psychiatrist would later write, “After WWII, after [Unruh] returned home, he did not work nor did he any life goals or directions, had difficulty adjusting or solving problems and was, ‘angry at the world.’”

Unruh’s rage festered. In his mind, everyday ordinary happenings became acts of aggression that demanded retribution. And so, he began to keep thorough lists of his grievances and slights, both real and imagined. In the 1949 commitment report, Unruh claimed Mr. Cohen short-changed him five times while Mrs. Cohen told him to turn down his music—the dulcet sounds  of Brahms and Wagner—even though their son Charles was free to aggravate him with his trumpet. Other neighbors on Unruh’s list included: The man and woman who lived below him and threw trash on his back lot, the barber who put dirt in a vacant yard that backed up the drainage and flooded his cellar, the shoemaker who buried trash close to his property, and a mystery boy named “Sorg,” who tapped his electricity to light up the Christmas trees he was selling on the street.

Unruh’s paranoia about what was being said of him around Cramer Hill fueled his persecution complex, he was certain everyone was insulting him. He felt that a number of people knew he was a homosexual and were talking about it, said Mr. Cohen called him a “queer,” said the tailor (and son) was spreading a story that “he saw me go down on somebody in an alley one time,” and was fearful local teenagers who frequently harassed him had seen him at the Family Theatre.

Unruh was a gay man he was up front with the psychiatrists who interviewed him following the massacre. From 1944-46, he’d had a girlfriend, seemingly the only one of his life, but broke it off after telling her he was “schizo” and would never marry her. He told the psychiatrists that she meant nothing to him and that they’d never had sex. Following their break-up, he’d been with a lot of men and said he’d once contracted gonorrhea. After dropping out of Temple in 1948, he kept his room in a Philadelphia lodging house for nearly a year saying that “his interest in religion declined when his sexual relations with male friends increased.” Ann Mitchell, an African-American maid who cleaned the rooms, told detectives investigating the massacre that she’d seen him going to and from his room with other men at all times of the day and added he would write “nigger” in the dust on the writing desk after returning from weekends in Camden. The report noted, “As disliked him, she paid little attention to him and she never suspected him of anything.” Unruh paid his $30 a month on time from September 28, 1948, until August 28, 1949, and then never returned.

The sad irony is that the one aspect of Unruh that people did “suspect,” being a homosexual, was accurate, but he couldn’t live as an open gay man in an era when it wasn’t just societally unacceptable, it was illegal. What most Cramer Hill people didn’t suspect, even while finding him rather strange, was that he was a powder keg. In Seymour Shubin’s article, “Camden’s One-Man Massacre,” which took up the entirety of the December 1949 issue of Tragedy-of-the-Month, tailor Tom Zegrino described a pre-shooting Unruh as “awfully polite. The kind of guy who wouldn’t hurt a flea.” His wife of less than a month Helga, who would be one of Unruh’s last victims added, “I think he’s a nice fellow. He seems devoted to his mother, too. That’s something I like.”

Sometime around 8 a.m. on September 6, just hours after returning from Philadelphia, Unruh was awakened by his mother, who prepared him a breakfast of fried eggs and milk. After eating, Unruh went into the basement and retrieved a wrench, which he raised over her in a threatening manner. “What do you want to do that for, Howard?,” she asked him. Freda would later say her son appeared to be transfixed. She repeated her question over and over before running out of the house to a neighbor, fearing her son had reached the tipping point. (A short while later, after hearing gunfire and putting it all together, Freda fainted.)

Unruh immediately collected his Luger and ammo, a six-inch knife, and a tear gas pen with six shells, and cut through the backyard to the 3200 block of River Road. Dressed in a brown tropical-worsted suit, white shirt, striped bow tie, and Army boots, the lanky 6-foot, 164-pound Unruh shot at a bread deliveryman in his truck, but missed. He then walked into the shoemaker’s store and, without saying a word, shot John Pilarchik, the 27-year-old cobbler who was on his list, in the chest. Pilarchik fell to the floor. Still alive, Unruh fired another round into Pilarchik’s head. A young boy crouched in fear behind the counter.

Unruh walked back out to the street and entered the barbershop next door. Clark Hoover, 33, was cutting the hair of Orris Smith, 6, who sat atop a white carousel-style horse as his mother, Catherine, looked on. The barber tried to protect the child, but Unruh killed the boy with a bullet to the head. A second shot ended Hoover’s life. Unruh ignored Catherine, 42, who carried Orris into the street screaming until a neighbor threw them both in the car and sped away to the hospital. The next day, the horrific scene was described by Camden Courier-Post columnist Charley Humes:

“…People were peering through a big plate glass window, looking at a ‘hobby horse’ in a barber shop that is closed.”

At the base of the standard which held the wooden horse in place was another blotch of blood…the blood of another little boy ‘just past six’ who was having his hair cut in preparation for his first trip to school the next day…”

Back on River Road, Unruh shot at a boy in a window, but missed. He then fired into a tavern across the street owned by Frank Engel. In a 1974 Courier-Post retrospective, Engel said Unruh had never come inside the bar, but that he’d seen him “walk down the street, walking straight like he had a poker in his back and the kids on the corner would make some remarks about him.” Nobody was hit as Engel ran upstairs and grabbed his .38 caliber Luger. Meanwhile, Unruh reloaded and headed into the drugstore to confront his primary targets, the Cohens.

An insurance man, James Hutton, 45, was coming out of the drugstore to see what the commotion was all about. He came face-to-face with Unruh, but didn’t move quickly enough when the killer said excuse me. Realizing his time free of police was growing short, Unruh shot Hutton, saying, “I fired on him once, then stepped over him and went into the store.” He saw Maurice, 40, and his wife Rose, 38, running up the stairs into their apartment. Rose hid in a closet (and put son Charles, 12, in a separate one), but Unruh shot three times through the door before opening it and firing once more into her face. Walking across the apartment, he spotted Maurice’s mother Minnie, 63, trying to call the cops, and shot her multiple times. He followed Maurice onto a porch roof and shot him in the back, sending him to the pavement below.

Maurice Cohen was dead on the sidewalk, but Unruh continued his rampage. Back out on River Road, he killed four motorists who found themselves in the wrong place at the wrong time. He leaned into a car driven by Alvin Day, 24, a television repairman and World War II vet who slowed down at the corner where Hutton’s body lay, and fired. Following Day’s murder, accounts vary, but most likely Unruh next walked out into the street to a car stopped at a red light and fired into the windshield. He instantly killed the driver Helen Wilson, 37, and her mother Emma Matlack, 68, and wounded Helen’s son, John Wilson, 9, with a bullet through the neck. He returned to the same side of the street with the goal of claiming his final two victims.

Unruh entered the tailor shop, looking for Tom Zegrino, but only found Helga, 28. She was on her knees begging for her life when Unruh shot her at close range. Next door, Thomas Hamilton, less than two weeks shy of his third birthday, was playing with the curtain near his playpen and looked out the window. Unruh said he mistook the moving shadows for one of the people he believed was dumping trash in his yard and shot through the window, striking Hamilton with a bullet to the head.

On his final stop after darting back into the alleyway, Unruh broke into a home behind his apartment lot and wounded a mother and son, Madeline Harrie, 36, and Armand, 16, before running out of ammo and retreating to his apartment. By now, sirens were wailing.

In 20 minutes, Howard Unruh had killed 12 and severely wounded four. (The toll would rise to thirteen John Wilson, the 9-year-old car passenger, later died at the hospital.)  His Cramer Hill neighborhood was rattled, to the point where a detective on the scene would say, years later, that the mailman dropped his full bag on the sidewalk, quit his job, and never came back.

Unruh returned to his apartment as a crowd of authorities and neighborhood civilians gathered. In 1949, mass shootings were basically unheard of, so there was no official police protocol. As neighbors milled about, more than 50 officers surrounded the two-story stucco building, and began blasting away at the apartment with machine guns, shotguns, and pistols, even though some in the crowd, estimated to be a thousand people, were in the line of fire.

(How haphazard was police work back then? The magazine Weird N.J. discovered what became of Unruh’s Luger. Detective Ron Conley, following typical 1940s procedure, secured it in his locker. Upon retiring, he brought it home. It was recovered in the early 90s, returned to the Camden County Prosecutor’s Office, and marked as evidence.)

During the onslaught, Philip W. Buxton, an enterprising assistant city editor at The Camden Evening Courier, looked up Unruh’s number in the phone book, rang it up, and to his surprise, had the shooter on the line. Buxton chatted with Unruh for a few minutes as the bullets poured into the apartment, shattering window panes.  He asked how many people he’d killed, to which Unruh replied, “I don't know yet, I haven't counted them. But it looks like a pretty good score.” Buxton followed-up asking why he was killing people. Unruh said he didn’t know, but he had to go because “a couple of friends are coming to get me.”

In the chaos, a couple of policemen climbed onto the roof—the same one Maurice Cohen plunged from—and lobbed a tear gas canister into Unruh’s apartment. The first was a dud, but the second was stingingly effective. Five minutes later Unruh called out that he was surrendering. He shouted he was leaving his gun on a desk and walked out the back door with his hands held high. He was patted down and cuffed as gawkers screamed for the mass murderer to be lynched right then and there. One furious cop demand to know, “What’s the matter with you? You a psycho?”

Unruh flatly replied, “I am no psycho. I have a good mind.”

For the next couple of hours, Unruh would be grilled in a Camden detective’s office.

He took full responsibility for the killings and supplied details in a detached clinical manner. During the interrogation, District Attorney Mitchell Cohen (no relation to the druggist) noticed a pool of blood under Unruh’s chair. At one point late in the rampage, Unruh was shot in the buttock or upper leg by Frank Engel, who had taken aim from his upstairs window. Unruh was rushed to Cooper Hospital, the same one as his victims, but surgeons were unable to remove the bullet. Less than 24 hours after his arrest, he was transferred to the Vroom Building for the criminally insane at Trenton Psychiatric Hospital, voluntarily. He would remain on the grounds for the next 60 years as Case No. 47,077. Unruh would never stand trial for the “Walk of Death.”

Starting on September 7, a team of psychiatrists examined Unruh for weeks, trying to get an understanding of why he did what he did. Many of their findings weren’t released until 2012, at the request of the Philadelphia Inquirer. He cold-bloodedly explained everything, listing the neighbors who had wronged him, and describing each murder with little emotion. He claimed to feel sorrow for the children he’d killed, but the doctor’s notes indicate he didn’t seem remorseful. Unruh went so far as to say that “murder is sin, and I should get the chair.”

The full accuracy of Unruh’s statements is unknowable because on more than occasion, psychiatrists administered truth serum, a.k.a. narcosynthesis, which was then considered useful. Scientists discredited it in the 1950s because patients often melded fact and fantasy together. (In 1963, the Supreme Court ruled truth serum confessions unconstitutional in Townsend v. Sain.) It’s impossible to know the veracity of the reports from Unruh’s sessions, such as the one where he told a doctor that he’d been in bed with Freda, fondled his mother’s breasts, and that “their privates touched.” However, a psychiatrist notes in a “Personal History” summation that Unruh’s brother James said “once the patient had made advances to him when they were sleeping together, which he, James, had vigorously resisted.”

On Oct. 20, 1949, a Camden County judge signed a final order of commitment based on a diagnosis of “dementia praecox, mixed type, with pronounced catatonic and paranoid coloring.” In standard parlance, he was declared a paranoid schizophrenic. Unruh was considered too mentally ill to stand trial, although the murder indictment remained if ever he were “cured.” (So the missing Luger could have been vital evidence in a trial.) Ramsland believes Unruh’s initial diagnosis was wrong, and that today, he would have been found legally sane.

“He wouldn’t have been diagnosed with schizophrenia because he didn’t have any actual symptoms of schizophrenia, they just didn’t know what else to do in those days,” she says. “Back then, paranoid schizophrenia was kind of a trash-can diagnosis. You could put anything in there, but the criteria have tightened up since. Unruh didn’t have command hallucinations or anything like that. The standard is, are you so floridly psychotic that you don’t know what you’re doing is wrong? You can be psychotic and still get convicted. I suspect Unruh had a personality disorder, but it’s clear he knew what he was doing was wrong and that there were legal consequences. I always found it so odd that they just locked him away and forgot about him.  Thirteen people were killed, are you kidding?”

Unruh’s father Sam was ordered to pay $15 a month for Howard’s upkeep in Trenton. And basically, for the next six decades, Unruh vanished. Occasionally, something would come up like in 1964, Unruh wrote a petition to have his indictment dismissed on the grounds he was insane at the time of the shootings. He withdrew it, probably upon understanding that it would only be useful as a defense in a trial, which he did not want. Freda visited him until her death in 1985, but after that, Unruh didn’t talk much. Over the years, he did take an art class, and in the 1970s had an unrequited crush on a much younger inmate, but for the most part, he kept up with his stamp collection and was known to mop the floors while muttering to himself.

In 1991, a psychiatrist said Unruh had one friendship inside, but actually it was “a person who just keeps talking all the time. Mr Unruh is a good listener.” In 1993, Unruh was transferred to a less restrictive geriatric unit, where he would live out his days. He died on October 19, 2009 at the age of 88.

Technically, Unruh wasn’t the first mass shooter. There had been at least two, including one less that a year before in nearby Chester, Pennsylvania. Melvin Collins, 30, opened fire from a boardinghouse, killing eight before taking his own life, but his story was quickly forgotten. He doesn’t even have a Wikipedia page. Part of the reason Unruh is known as the “father of mass murderer” is that he didn’t follow the typical script. He, somewhat miraculously considering the firepower aimed his way, lived.

“Mass murder is typically a suicidal act in which apocalyptic violence is used to enact extreme vengeance, and it almost always ends in the perpetrator’s death,” says Schechter. “Unruh was the rare exception and he became the public face of a serious horrifying crime.”

Unruh didn’t lack for publicity. It was covered extensively by local newspapers and his homicidal terror was brilliantly re-created by famed New York Times writer Meyer Berger who left Manhattan at 11 a.m., interviewed at least 20 people in Camden by himself, and filed 4,000 words an hour before deadline. For his masterwork, Berger won the 1950 Pulitzer Prize for Local Reporting. (He sent the $1,000 prize money to Freda Unruh.) The piece remains a staple of journalism scholarship today.

Unruh’s “Walk of Death” is certainly infamous and well known in criminology circles, so it’s a bit curious that he’s fallen off the radar as a public figure. There were periodic articles published about Unruh throughout his long life, especially when Charles Cohen, the boy who hid in the closet, came out publicly after 32 years to denounce the prisoner’s request to be moved to a less-restrictive setting. In 1999, Cohen, 62, told the Philadelphia Inquirer that he was haunted by the morning, that other mass killings like Columbine brought back the pain, and that he was waiting for the call that Unruh had died. “I’ll make my final statement, spit on his grave, and go on with my life,” he said. Cohen passed away one month before Unruh.

Unruh’s massacre was a watershed crime, but it’s been usurped by other deadlier shooters of the television and internet age. A Google news search of “Howard Unruh” and “Umpqua” turned up no results, while an October 4 New York Times article about profiling mass killers said, “The episode…that some academics view as having ‘introduced the nation to the idea of mass murder in a public space’ happened in 1966, when Charles Whitman climbed a tower at the University of Texas at Austin and killed 16 people.”

Schechter says another reason Unruh isn’t as renowned is because the “Walk of Death” was seen as a stand-alone atrocity of a “crazy.” Mass murder wasn’t a regular occurrence and Unruh didn’t spark copycats—Whitman was years later—so it didn’t tap into common fears of the post-World War II generation. “Unruh’s killings were seen as a weird aberration and not something the culture was obsessed by, so he didn’t immediately enter into a larger American mythology,” says Schechter.

One place where Unruh hasn’t been forgotten is the Cramer Hill neighborhood where he destroyed so many lives. River Road is still working-class, dotted with Mexican shops these days, but the layout is generally the same. The barbershop was torn down, but the buildings that housed the tailor, cobbler, and drugstore are all intact. The block looks the same. There are no plaques, memorials, or markers of any kind. 

In late September, a 76-year-old Vietnam War veteran working as a school crossing guard on River Road, told me that when he moved to East Camden in 1977, many people who lived through that awful day were still around. He said even now, neighbors knows the legend of the “Walk of Death.” He pointed to Unruh’s apartment, which has reportedly remained empty since he was arrested. The outer wall of the apartment building was re-stuccoed and painted gray at some point, but plenty of indentations remain, presumably from the hailstorm of bullets. The crossing guard took me into Unruh’s backyard, the rear entrances boarded shut with cheap padlocks. By all appearances, the residential part of the building was shuttered and abandoned after Unruh killed 13 people in Cramer Hill. The back lot was overgrown with weeds and tall grass, but someone beautified it a bit by planting tomatoes and corn. The ears were growing on the other side of a chain-link fence.

The gate, however, was missing. 

About Patrick Sauer

Originally from Montana, Patrick Sauer is a freelance writer based in Brooklyn. His work appears in Vice Sports, Biographile, Smithsonian, ve The Classical, diğerleri arasında. O yazarı The Complete Idiot’s Guide to the American Presidents and once wrote a one-act play about Zachary Taylor.


‘The year that Maine burned’: 70 years ago ravaging fires left thousands of Mainers homeless

Wind-whipped flames destroy several summer homes at Cape Porpoise, Maine, as a forest fire in the Kennebunkport area raged unchecked on October 22, 1947. AP

Seventy years ago, Maine was ablaze.

Catastrophic fires swept through the state in October 1947 over the course of several weeks, burning more than 220,000 acres, killing 16 people, leaving thousands homeless, and forever altering some towns.

The National Park Service calls it “ the year that Maine burned , ” and, according to the Maine Forest Service , it remains the largest forest fire of the state’s modern history.

The state had a cold and wet spring that year, but, by mid-July, the weather had completely reversed, according to the forest service. By the fall, Maine had gone through 108 days without any “appreciable rain.”

The drought was so severe that leaves had fallen prematurely, according to the service. Vegetation was “bone dry.”

By October 20, there were 50 small fires burning around Maine, according to the Portland Press Herald.

The next day, strong winds fanned the flames.

Farm buildings in left background and center foreground are endangered by flames sweeping through woods near Newfield, Maine, close to the New Hampshire state line on October 21, 1947.

In North Kennebunkport, a fire rekindled and jumped across Route 1, roaring toward the coastal villages and forcing residents onto the beach and into the water for safety, according to the Basın Habercisi.

“800 homeless as fire sears Kennebunkport,” a headline in The Boston Daily Globe read the next day.

“Only chimneys and foundations of houses, and twisted iron of stoves and plumbing and tools remain — silhouetted like weird distortions against a pall of smoke that covers the land and reaches a fog bank far out to sea,” the Globe wrote of Kennebunkport’s devastation.


Crowd Scientists Say Women’s March in Washington Had 3 Times as Many People as Trump’s Inauguration

The women’s march in Washington was roughly three times the size of the audience at President Trump’s inauguration, crowd counting experts said Saturday.

Marcel Altenburg and Keith Still, crowd scientists at Manchester Metropolitan University in Britain, analyzed photographs and video taken of the National Mall and vicinity and estimated that there were about 160,000 people in those areas in the hour leading up to Mr. Trump’s speech Friday.

They estimated that at least 470,000 people were at the women’s march in Washington in the areas on and near the mall at about 2 p.m. Cumartesi.

The two images below show the crowds when they were at their peak density at the two events.

58th Presidential Inaugural Committee

The estimates are not comprehensive counts and were necessarily limited by the availability of photographs and video that covered the areas of interest. But their estimate was in line with one given by a city official who said that march participation likely surpassed half a million, according to The Associated Press.

A Metro official said that more than a million rail trips were taken Saturday, the second-highest day in its history after Barack Obama's first inauguration in 2009. More than 570,000 rail trips were taken on Friday.

The scientists had better images for the analysis of Mr. Trump’s inauguration crowd, which was concentrated on the mall. But the women’s march was more sprawling and fluid, so the actual number of people at the women’s march could be larger.

It is likely that the timing and location of the march — on a weekend, in a Democratic city in a Democratic region — helped drive the significant turnout.

In addition to wide-angle images, the scientists made use of news images that provided closer views of the crowds, which allowed them to calculate the density of specific areas more precisely.

For the women’s march, they chose a period in time when the crowd was moving the least, from 1:30 p.m. to 2:15 p.m. Using aerial footage and photographs from various angles, the analysts isolated areas with an average density of 2.5 people per square meter, the same method used at Mr. Trump’s inauguration the day before.

The maps below show the areas that they determined to be high crowd density at each event.

But Mr. Trump was clearly upset with what he felt were undercounts of his own event the day before. In a visit to the Central Intelligence Agency on Saturday, Mr. Trump falsely accused the media of lying about the size of the crowds at his inauguration, saying that when he looked out from his podium, “it looked like a million, a million and a half people,” and that the area “all the way back to the Washington Monument was packed.”

Later in the day, Sean Spicer, the White House press secretary, claimed that Friday’s event was “the largest audience to ever witness an inauguration,” even though “no one had numbers” to confirm it because the Park Service does not issue crowd estimates.

The Park Service said in 2009 that it “firmly” believed that Mr. Obama had drawn the largest crowd ever to the National Mall. The location could have also been a contributing factor for the crowds that year about half of Washington’s population is black, and more than 92 percent of the city voted Democratic.

Mr. Spicer said that the area between the platform where Mr. Trump was sworn in and the Washington Monument could hold 720,000 people, and claimed that “all of this space was full when the president took the oath of office.”

The images below, captured 45 minutes before the respective oaths of office, show areas that were crowded with people at Mr. Obama’s inauguration that were clearly empty during Mr. Trump’s.

Jewel Samad/AFP/Getty Images

58th Presidential Inaugural Committee

“There is a scientific explanation why the crowd size must have appeared to Trump in 2017 similar or even larger than to Obama in 2009,” said Mr. Altenburg, one of the crowd scientists.

The scientists said Mr. Trump would only have seen the tightly packed front third of the crowd, but not the back two-thirds, from his position at the podium. To make their estimates, they monitored seven live feeds all day, including those from perspectives that someone at the podium would not have been able to perceive.

58th Presidential Inaugural Committee

Sources: Keith Still, Professor of Crowd Science at Manchester Metropolitan University Marcel Altenburg, Manchester Metropolitan University


Spor Dalları

Jack Johnson

Before he became heavyweight champion of the world and an inspiration for Muhammad Ali, Jack Johnson (seen here in 1909) was a high school dropout living in Dallas, working at a racetrack, exercising horses. It was in Dallas where Johnson would meet Walter Lewis, the trainer who convinced Johnson to put on the gloves and set off on a journey toward greatness.

Baseball Town, Texas

Sports in Dallas’ earliest days consisted of little more than orchestrated brutality: dog fights, rat killings, and bear baiting. Dick Flanagan’s saloon, located where the Wilson Building now stands, hosted bare-knuckle boxing on Tuesday and Saturday nights. Glen Lea Saloon, at Main Street and Murphy Drive, was the spot to catch cockfighting. But nothing was as popular in those early days as horse racing. The first account dates to 1847 the race took place in Cedar Springs, an independent town not yet part of Dallas. By the 1880s and 1890s, racing was the main attraction at the State Fair of Texas.

Dallas hosted its first football game in 1891—on Thanksgiving, fittingly. At the time, though, Dallas was a baseball town. Texas League games were played on fields near Fair Park and the Dallas Zoo. In 1915, Gardner Park opened on a bluff overlooking the Trinity River in Oak Cliff, and, after a fire, it was replaced by Burnett Field in 1924. Burnett Field was home to a number of teams that played in the Texas League and hosted exhibitions that brought players such as Willie Mays to town. Dallas’ Negro League teams had to play at Riverside Park, which stood a few blocks away. It was there that the Dallas Black Giants fielded a young Booker T. Washington High School graduate named Ernie Banks, who would go on to play for the Kansas City Monarchs and become a Hall of Famer with the Chicago Cubs.

Burnett Field finally closed in 1964, after baseball moved west to the newly opened Arlington Stadium. But before that, in 1960, Burnett hosted one more team, serving as the practice facility for the Dallas Cowboys’ first season.

List of site sources >>>